Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Pasifik’i Durmadan Geçen İlk Jet: Gökyüzündeki Görünmez Yakıt Köprüsü

29 Temmuz 1952’de ABD Hava Kuvvetlerine ait RB-45C Tornado, Alaska’dan Japonya’ya hiç inmeden uçarak havacılık tarihine geçti. Pasifik üzerindeki 3 bin 640 millik yolculuk 9 saat 50 dakika sürdü. Ancak uçağın okyanusu aşabilmesinin arkasında, dönemin en kritik havacılık teknolojilerinden biri bulunuyordu: Havada yakıt ikmali.

29 Temmuz 1952’de ABD Hava Kuvvetlerine ait RB-45C Tornado, Alaska’dan

Bugün kıtalar arasında saatlerce durmadan uçmak, yolcu havacılığının olağan bir parçası. Ancak jet çağının henüz başında olduğu 1950’lerde Pasifik Okyanusu’nu hiç inmeden geçmek, yalnızca bir menzil denemesi değil; motorların, yakıt sistemlerinin, mürettebatın ve tanker uçaklarının birlikte sınandığı büyük bir askeri operasyondu.

Bu sınav, 29 Temmuz 1952’de Alaska ile Japonya arasında gerçekleştirilen tarihi uçuşla aşıldı.

Alaska’dan Japonya’ya Tek Seferde

ABD Hava Kuvvetlerinin 91’inci Stratejik Keşif Kanadına bağlı North American RB-45C Tornado, Alaska’daki Elmendorf Hava Kuvvetleri Üssü’nden havalandı.

Uçağın hedefi, Japonya’nın başkenti Tokyo yakınlarındaki Yokota Hava Üssü’ydü. İki üs arasındaki rota, Kuzey Pasifik üzerinde yaklaşık 3 bin 640 mil, yani 5 bin 858 kilometre uzanıyordu.

RB-45C, bu mesafeyi 9 saat 50 dakikada ve hiçbir havalimanına iniş yapmadan tamamladı. Uçuş, çok motorlu bir jet uçağıyla gerçekleştirilen ilk kesintisiz Pasifik geçişi olarak kayıtlara geçti.

Uçağın mürettebatında Binbaşı Louis H. Carrington Jr., Binbaşı Frederick W. Shook ve Yüzbaşı Wallace D. Yancy bulunuyordu. Üç havacı, gerçekleştirdikleri görev nedeniyle yılın en önemli uçuş başarılarına verilen Mackay Trophy’ye layık görüldü.

Kesintisizdi Ama Yakıtsız Değildi

Uçuşun “kesintisiz” olarak tanımlanması, RB-45C’nin Alaska’dan aldığı yakıtla Japonya’ya ulaştığı anlamına gelmiyordu.

Dönemin jet motorları yüksek miktarda yakıt tüketiyor, uçağın kendi depoları böylesine uzun bir rotayı tamamlamak için yeterli menzili sağlamıyordu. Bu sorunun çözümü Pasifik üzerinde bekleyen tanker uçaklarından geldi.

RB-45C, yolculuk sırasında KB-29 tanker uçaklarından iki kez havada yakıt ikmali yaptı. Uçaklar aynı hız ve irtifada uçarken tanker uçağından uzatılan yakıt bağlantısı RB-45C’ye bağlandı. Yakıt aktarımı tamamlandıktan sonra keşif uçağı rotasına devam etti.

Böylece Pasifik’in ortasında, pist veya üs gerektirmeyen görünmez bir yakıt köprüsü kuruldu.

ABD’nin İlk Jet Bombardıman Uçağıydı

North American B-45 Tornado, ABD’de seri üretime giren ilk jet bombardıman uçağı olarak biliniyor.

İlk uçuşunu 1947’de gerçekleştiren uçak, dört turbojet motoruyla çalışıyordu. B-45’in geliştirilmesindeki en önemli nedenlerden biri, Sovyetler Birliği’nin jet bombardıman uçağı projelerine karşılık verebilecek hızlı bir platforma duyulan ihtiyaçtı.

Kanat uçlarına yerleştirilen büyük yakıt tankları, uçağın görünümünü diğer B-45 modellerinden ayırıyordu. Ancak bu ilave kapasite bile Pasifik’in kesintisiz geçilebilmesi için yeterli değildi.

1952’deki tarihi uçuş, yalnızca RB-45C’nin değil, tanker uçaklarıyla desteklenen yeni operasyon modelinin de başarısıydı.

Pasifik Neden Bu Kadar Zordu?

Atlantik Okyanusu’nun aksine Pasifik, çok daha geniş bir yüzölçümüne ve uzun süre boyunca alternatif meydan bulunmayan rotalara sahipti.

Uçuş sırasında yaşanabilecek bir motor, yakıt veya navigasyon problemi, uçağın yönlendirilebileceği yakın bir havalimanının bulunmaması nedeniyle çok daha ciddi sonuçlar doğurabilirdi.

Dönemin uçaklarında bugünkü uydu navigasyonu, gelişmiş hava tahmin sistemleri veya dijital uçuş yönetim bilgisayarları da bulunmuyordu. Mürettebat; radyo seyrüsefer sistemlerinden, haritalardan, pusulalardan ve önceden hesaplanan rota verilerinden yararlanıyordu.

Havada yakıt ikmali yapılacak tankerlerle doğru zamanda ve doğru noktada buluşmak da operasyonun en zorlu bölümlerinden biriydi. Küçük bir rota veya zamanlama hatası, yakıt rezervinin tükenmesine neden olabilirdi.

Bu nedenle RB-45C’nin uçuşu yalnızca bir hız ve mesafe rekoru değil, aynı zamanda son derece hassas bir planlama başarısıydı.

Pasifik’i İlk Geçen Uçak Dokuz Günde Ulaşmıştı

RB-45C’nin Pasifik’i yaklaşık 10 saatte aşması, yalnızca 24 yıl önce gerçekleştirilen ilk geçişle karşılaştırıldığında havacılığın ne kadar hızlı geliştiğini gösteriyordu.

Avustralyalı havacı Charles Kingsford Smith ve ekibi, 31 Mayıs 1928’de Southern Cross adlı üç motorlu uçakla Kaliforniya’nın Oakland kentinden havalandı.

Uçak doğrudan Avustralya’ya gidemedi. Önce Hawaii’ye, ardından Fiji’ye uğradı ve 9 Haziran’da Brisbane’e ulaştı. Yaklaşık 11 bin 500 kilometrelik Pasifik yolculuğu üç ayrı etapta gerçekleştirildi.

Uçağın havada kaldığı toplam süre 83 saati aşarken, kalkış ve varış arasında dokuz gün bulunuyordu.

1928’de günler ve birden fazla durak gerektiren Pasifik geçişi, 1952’de bir jet uçağıyla 10 saatten kısa sürede tamamlanmıştı.

İlk Kesintisiz Geçişte İniş Takımlarını Okyanusa Attılar

Pasifik’in uçakla ilk kesintisiz geçişi, RB-45C’den 21 yıl önceydi.

Clyde Pangborn ve Hugh Herndon, 1931’de Miss Veedol adlı tek motorlu uçakla Japonya’dan ABD’ye uçtu. Yakıt tasarrufu sağlamak ve hava direncini azaltmak için kalkıştan sonra iniş takımlarını Pasifik’e bıraktılar.

Yaklaşık 41 saat süren uçuşun ardından Washington eyaletine ulaşan ekip, uçağı gövdesi üzerine indirdi. Bu uçuş Pasifik’in hiç durmadan aşılabileceğini kanıtlarken RB-45C, aynı başarıyı jet motoru ve havada yakıt ikmaliyle yeni bir seviyeye taşıdı.

Askeri Rekordan Yolcu Uçuşlarına

RB-45C’nin 1952’deki başarısı askeri bir görevdi. Yolcu uçaklarının Pasifik’i jet motorlarıyla geçmesi için birkaç yıl daha beklendi.

İlk tarifeli seferler, Hawaii ve Fiji gibi noktalarda durarak gerçekleştiriliyordu. Boeing 707 ve Douglas DC-8 seyahat sürelerini kısaltırken Boeing 747, DC-10 ve L-1011 gibi geniş gövdeli uçaklar okyanus aşırı yolculukları yaygınlaştırdı.

Boeing 777, Airbus A330 ve A340 gibi daha uzun menzilli uçakların hizmete girmesiyle Pasifik üzerindeki aktarmasız seferler giderek arttı.

Menzili Yalnızca Yakıt Belirlemedi

Uçakların daha uzağa uçabilmesi, doğrudan Pasifik seferleri için tek başına yeterli değildi.

Uzun yıllar boyunca iki motorlu uçakların alternatif bir havalimanından fazla uzaklaşmasına izin verilmiyordu. Motor güvenilirliğinin artması ve ETOPS kurallarının gelişmesiyle Boeing 767, Boeing 777 ve Airbus A330 gibi iki motorlu uçaklar da okyanus aşırı rotalara çıktı.

1952’de menzil sorununu tanker uçakları çözerken ticari havacılığın dönüşümünü yakıt verimliliği, motor güvenilirliği ve güvenlik kuralları birlikte sağladı.

Bugün Pasifik Artık Son Sınır Değil

RB-45C’nin tarihi uçuşundan 74 yıl sonra modern yolcu uçakları Pasifik’i yüzlerce yolcuyla ve tanker desteği olmadan rutin biçimde geçebiliyor.

 

Bu yıl dönümünden yalnızca bir gün önce Qantas için geliştirilen Airbus A350-1000ULR, Melbourne’den Toulouse’a 24 saat 24 dakika süren bir test uçuşu gerçekleştirdi. Yaklaşık 23 bin kilometrelik rotada Pasifik, Kuzey Amerika ve Atlantik geçildi.

Bu uçuş 1952’deki başarının önüne geçmiyor; havacılığın geldiği noktayı gösteriyor. O gün mesele bir jeti Pasifik’in karşı kıyısına ulaştırmaktı. Bugün ise sektör, dünyanın en uzak şehirlerini tek uçuşla birbirine bağlamaya hazırlanıyor.