Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Terminal Kimin İçindir?

Bir önceki yazının sonunda terminalin yaşayan bir organizma olduğunu ve

Bir önceki yazının sonunda terminalin yaşayan bir organizma olduğunu ve bu organizmanın zaman içinde kaçınılmaz olarak değişeceğini söylemiş, bir sonraki yazıda ise terminalin DNA’sına yapılan müdahaleleri ele alacağımı ifade etmiştim.

Ancak o konuya geçmeden önce cevaplanması gereken daha temel bir soru olduğunu düşündüm:

Terminal aslında kimin için tasarlanır?

Bu sorunun cevabı sanıldığından çok daha karmaşıktır. Çünkü bu soruya vereceğiniz cevap, terminale nasıl baktığınızı ve tasarım kararlarınızı doğrudan belirler.

Yolcu İçin mi?

Bir terminalin yolcular için tasarlandığını düşünürüz.

Oysa bu tek başına doğru değildir. Daha doğrusu eksik bir doğrudur.

Terminal elbette yolcu içindir. Ama yalnızca yolcu için değildir.

Aynı Yapının Birden Fazla Kullanıcısı

Yolcunun seyahati için tasarlanmış olsa da o seyahati mümkün kılan ve bundan değer üreten çok sayıda paydaş vardır.

Bir terminali aynı anda yolcular, karşılayıcılar ve uğurlayıcılar, havayolları, yer hizmetleri kuruluşları, güvenlik, pasaport ve gümrük birimleri, ticari işletmeler, teknik bakım ve temizlik ekipleri, bagaj sistemleri işletmecileri, apron operasyonu ile araç kiralama, reklam, taksi ve transfer hizmetleri gibi çok farklı kullanıcılar paylaşır.

Her biri aynı yapıyı kullanır; ancak her birinin amacı, hareket biçimi ve önceliği farklıdır.

En temel örneklerden biri şudur: Havayolu ve yer hizmetleri kuruluşları yolcuyu mümkün olan en kısa sürede kapıya ulaştırmak isterken, ticari işletmeler yolcunun terminalde daha uzun süre kalmasını ister. Lounge işletmecileri yolcuyu salonlarına çekmeye çalışırken yiyecek–içecek alanları aynı yolcu için rekabet eder. İşletme yeni ticari fonksiyonlar üretmek isterken mevcut işletmeler görünürlüğünü korumaya çalışır.

Mesele; bütün bu farklı beklentileri aynı sistem içinde birbirini destekleyecek, herkes için optimum operasyonel ve finansal sonuç üretecek şekilde ilişkilendirebilmektir.

Aslında mimarlık da, hayat gibi, sürekli bir denge arayışıdır. Tasarım; birbirinden farklı beklentiler arasında doğru ilişkiyi kurabildiği ölçüde başarılıdır.

İlişkiler Bütününü Tasarlamak

Terminal tasarımındaki mesele sadece kullanıcı sayısı ve standart bir kapasite hesabı değildir. Asıl mesele, farklı kullanıcıların aynı sistem içinde birbirlerini engellemeden çalışabilmeleridir.

Yolcu hızlı hareket etmek ister. İşletme daha fazla gelir ister. Güvenlik daha fazla kontrol ister. Havayolu daha kısa erişim süreleri ister. Teknik ekip sistemlere kesintisiz erişmek ister.

Bu taleplerin hiçbiri yanlış değildir. Ancak hepsini aynı anda ve aynı ölçüde karşılamak mümkün değildir.

İşte terminal mimarlığı tam bu noktada başlar.

Terminalde mimar sadece mekân değil, ilişkiler bütününü tasarlar.

Kapasite Bir Sayıdan ve Matematik Hesabından İbaret Değildir

Bu ilişkileri doğru kurabilmek için önce sistemi doğru okumak gerekir. Kapasite yalnızca yıllık ya da saatlik yolcu sayısından ibaret değildir.

Terminale gelen ve terminalden ayrılan tüm kullanıcıların hangi alanları, hangi zamanlarda ve hangi yoğunlukta kullandıkları tasarımın temel verisini oluşturur.

Bu nedenle kapasite yalnızca kaç kişinin terminalden geçtiğini gösteren sayısal bir veri değildir. Aynı zaman diliminde farklı kullanıcıların, farklı süreçlerin ve farklı hareketlerin birbirleriyle nasıl etkileşeceğini tanımlayan bir sistem tarifidir. Ulaştırma sistemlerinde doğru kapasite hesabı yalnızca matematiksel bir hesap değil, ilişkilerin doğru kurgulanmasıdır.

Kaynaklar hiçbir zaman sınırsız değildir. Kamu ya da özel sektör tarafından finanse edilmesi bu gerçeği değiştirmez. Kullanılan her kaynak ülkenin ekonomik kapasitesinin bir parçasıdır. Bu nedenle optimum tasarım yalnızca yatırımcıya değil, topluma karşı da bir sorumluluktur. İsraf edilen her metrekare ve gereğinden büyük tasarlanan her hacim ortak kaynakların verimsiz kullanılması anlamına gelir.

Mimarlığın Görünmeyen Rolü

Çoğu zaman mimarın mekân tasarladığı düşünülür.

Oysa terminalde mimar; yolcu ile işletme, güvenlik ile konfor, ticaret ile kamusal alan, bugün ile geleceğin kapasitesi arasındaki ilişkiyi tasarlar.

Mimarlık, bu karmaşık sistemi herkes için okunabilir, işletilebilir ve sürdürülebilir hâle getiren görünmeyen koordinasyondur.

Sonuç

İyi bir terminal, herkesi aynı ölçüde mutlu eden terminal değildir. İyi terminal; hiçbir kullanıcının, hiçbir sürecin ve hiçbir ticari beklentinin sistemin önüne geçmediği terminaldir. Çünkü terminal tek bir kullanıcı için değil, aynı organizmanın parçası olan tüm kullanıcılar için tasarlanır.

Terminal tasarlamaya başladığım ilk yıllarda önceliğim doğal olarak mimari tasarımın kendisiydi. Ancak yaklaşık yirmi yıl boyunca aynı terminalin gelişimine, değişimine ve dönüşümüne tanıklık etmek bana başka bir şey öğretti.

Bugün geriye dönüp baktığımda artık şunu daha net söyleyebiliyorum:

Terminalde mimar sadece mekân değil, ilişkiler bütününü tasarlar.

Bir Sonraki Yazı

Bir sonraki yazıda bu ilişkiler dengesinin zaman içinde nasıl değiştiğini ele alacağız.

Çünkü terminal yaşayan bir organizmadır.

Ve yaşayan her organizmanın DNA’sı, zaman içinde yapılan müdahalelerden etkilenir.