Soyadı gibi yeni nesil havacı kadınlara yol gösterecek olan Ömür Kahraman’ın hikayesini okuyunca çok şaşıracaksınız.
Aviationext olarak Ömür Kahraman’la bir röportaj icra ettik. Kahraman’a çok özel sorular sorduk. O da bizi kırmadı ve mülakatımıza hemen yanıt verdi. Hatta “Ben havacıyım sizi bekletmem. Biz havacılarda operasyon beklemez” dedi.
Lafı fazla uzatmadan sözü konuğumuza bırakalım…
Sizi tanıyabilir miyiz?
18 Nisan 1972’de yeni subay çıkan babamın ilk görev yeri olan Tekirdağ’da dünyaya geldim. Annemin benden önce üç çocuğu düştüğü için ben doğabileyim diye dokuz ay yatmış. Bu sebepten beni kucağına aldıklarında da ailemin hep prensesi oldum. Çok güzel bir çocukluk dönemi geçirdim. Benden bir yaş küçük kardeşimle olduğu için hiç arkadaşa ihtiyaç duymadım.
Çocukluktan beri bizi bir birey olarak yetiştiren ailem bütün verdiğim kararlarda hep yanımda durdu. Onların aklı yatmasa da yanlışı ve doğruyu gösterip en son kararı benim vermemi istediler. Çok sevgi dolu bir ailem vardır. Bana her zaman sonuna kadar güvenen ve destek olan bir ailenin kızı olmaktan onur duyuyorum.
Babamın görevi nedeniyle liseye Kıbrıs’ta Lefkoşa Türk Lisesi’nde başladım ve lise üçüncü sınıfta babamın atamasıyla Muş Malazgirt’te bitirdim.
Havacılık sektörüyle ne zaman tanıştınız?
Çocukluk hayalim; çocuk doktoru olmaktı. Bu hayalime aldığım eğitim ve sistem sebebiyle erişmeme imkân olmadı. Üniversite sınavında çok yüksek bir sosyal puanı almama rağmen bilinçsiz sınav tercihi yaptığım için açıkta kaldım. Ankara’da bilgisayar ve İngilizce kurslarına gittim. Bu süreçte babamın bir arkadaşının seyahat acentasında da çalışmaya başladım. 17 yaşında uçak bileti keserek havacılıkla tanışmış oldum. Sonra acentemizin Özbekistan Hava Yolları’nın GSA (genel satış acentesi) olmasıyla hava yoluyla tanışmış oldum.

Üniversite hayatınız nasıl geçti?
TÜRKKUŞU’nda paraşüt atlama eğitmenliği yaptım. Üniversite birinci sınıfta beden eğitimi öğretmenimiz hamileydi. Derslere çok katılmadığı için biz de derse gitmiyorduk. Üç ders yoklama almış, üçünde de ben olmayınca beden eğitiminden sınıfta kaldım. O dönem ders geçme değil sınıf geçme sistemi vardı. Bölüm birincisiydim. Bölüm başkanım beden eğitimi öğretmenini arayıp bana bir kolaylık sunmasını rica etti. Hocam da, “TÜRKKUŞU’ndan paraşüt sertifikası getirirse geçiririm” demiş. O yaz söylene söylene mecburen paraşüt atlama eğitimine katıldım. Eğitimleri zorlu geçti. Bacağımda morarmamış hemen hemen yer yoktu.
“İlk olarak 400 metreden atladım”
Sırada 400 metrede ilk sortiye çıkmak vardı. Uçağın kapısına gelip yere baktığımda atlayamayacağımı düşünüp geri dönmek istedim. Hocamın arkamdan bir tekme atarak beni gökyüzünün boşluğunda bıraktığını hissettim. Yerde aldığım eğitimin hiçbirini o an hatırlamıyordum. Normalde dört saniye sayıp, bu süreçte çenemizi göğsümüze yapıştırmamız gerekiyor. Öte yandan dört saniye sonra paraşütün açılıp açılmadığını kontrol edip, açılmadıysa yedek paraşüt açmamız gerekiyor. Ben can havliyle paraşütü açıldı mı diye bakarken paraşütün ipleri bütün yanağını ve yüzümü yoldu.
Yere indiğimizde de 5 nokta taklası atmamız gerekir. Ben onu da unuttum. Yüzüstü toprağa çakıldım. Ağzımın içi dudaklarım paramparça oldu. Yerde ilk yardım eğitimi verildi ve hocalarım dediler ki; “Şimdi ikinci sortiye çıkıyorsun yoksa bir daha atlayamazsın.” İyi ki çıkmışım o gün ben tekamül eğitimi için gerekli olan beş atlayış da tamamladım.
Havayollarına transfer süreciniz nasıl başladı?
Sonrasında Air Moldova ve Filistin Hava Yolları’na transfer oldum. 2003 yılında Türk Hava Yolları’nın fahri gözlemci ve gizli müşteri sınıfının kurulmasına önayak olup geri bildirimlerde bulundum. 2008 yılında Türk Hava Yolları’nda profesyonel olarak çalışmaya başladım. 10 yıl müfettişlik ve 4,5 yıl İtalya Bari’de Genel Müdür görevleri yaptım.
Bugün dönüp geçmişe baktığımda iyi ki çocuk doktoru olmamışım, iyi ki turizmci, turist rehberi ve havacı olmuşum derim.

İlk uçuşunuzu ne zaman yaptınız?
Bu arada uçağa ilk defa babamın Kıbrıs’a atandığında 13 yaşında Ankara’dan Lefkoşa‘ya giderken bindim.
Kargo uçağına yolcu olarak binen tek THY kadın müdürü!
KOVİD zamanı İtalya’da THY Bari Genel Müdürüydüm. Biliyorsunuz salgın ilk olarak Avrupa’da İtalya’da başladı. Genel müdürlüğümüz de İtalya’daki merkez tayinini benim gibi tüm personelin merkeze İstanbul’a gelmesine karar verdi. Evimin İstanbul’da olmasına rağmen bize otelde kalmamızı söylediler. O süreçte üç ay İstanbul’da otelde kaldık ve bu süreçte pandemi iyice yayıldı. Uçuşlar kapalı sadece kargo uçuşlarıyla işte sağlık malzemeleri ve gerekli malzemeler gönderiliyordu. Bir gün genel müdürlük yeniden bizim görev yerlerimize dönmemize karar verdi. Nasıl döneceğiz sorusu hepimizin aklında belirmeye başladı. İstanbul’dan Milano’ya kargo uçağı var kargo uçağıyla gidebilirsin dediler. Böylelikle kargo uçağına yolcu olarak oğlumla beraber binip bir seyahat gerçekleştirdik.
Çok zor koşullarda evime ulaştım. Milano-Bari arası 800 km. 1,5 sene hattımız açılmadı. Evde o zor KOVİD dönemini geçirdim.
Boşta durmayı sevmediğim için o dönemde ‘Fulya da bir ömür’ ve ‘Torbayla bir ömür’ kitaplarımı yazdım.
Havacılığın geleceğinde ne görmek istersiniz?
Havacılığın geleceğinde görmek istediğim şeyleri teknolojik ilerlemeler ve çevresel sürdürülebilirlik açısından ikiye ayırabilirim.
Elektrikli ve hibrit uçaklar, fosil yakıt bağımlılığının azaltılması, biyoyakıtlar ve hidrojenle çalışan uçaklar, havaalanlarında yenilenebilir enerji kullanımı ve daha verimli uçuş rotaları ile karbon ayak izinin azaltılması. ilk aklıma gelen sürdürülebilirlik ve çevre duyarlılığı olurken insan müdahalesi olmadan çalışan yolcu veya kargo taşıyan hava araçları yani otonom uçaklar ve taksi dronlar ile daha verimli uçuş planlaması, daha az gecikme ve çarpışma riski sunabilecek yapay zeka ile hava trafik yönetimi.
Sessiz, konforlu ve hızlı uçuşlar, şehirler arası uçuş süresinin kısaltılması, AI destekli hizmet, geniş dijital eğlence sistemleri ve artırılmış konfor ile kişiselleştirilmiş kabin deneyimi olmalı.
Dünya’nın bir ucundan diğerine 1 saatten kısa sürede ulaşım, uzay turizmi ve düşük yörünge otelleri, hava uyduları gibi çalışan, atmosferin üst katmanlarında sürekli kalan sistemler de aklıma gelenlerden.
En önemlisi de uçuşların daha ucuz ve erişilebilir hale gelmesi ve pilotlardan yöneticilere kadar daha kapsayıcı bir havacılık sektöründe cinsiyet ve etnik çeşitlilikte eşitlik görmeyi arzu ediyorum.
Sizin için ilham kaynağı lider kadın kimdir?
Benim için ilham kaynağı olan lider kadınlardan biri “Bir gün beni hatırlarsanız, göklerde olun yeter.” diyen Sabiha Gökçen’dir. Dünyanın ilk kadın savaş pilotlarından biri, Türkiye’nin ise ilk kadın pilotudur. 1936’da Türk Hava Kuvvetleri’nde görev alarak tarihe geçen Atatürk’ün manevi kızı olarak, onun vizyonuyla kadınların toplumda eşit yer edinmesi yolunda büyük bir rol model oldu.
Erkek egemen bir alanda, özellikle de askeri havacılıkta kadın olarak görev almak o dönem için devrim niteliğindeydi. Henüz genç yaşta pilotluğa adım atması, hem teknik becerisi hem de kararlılığıyla ön plana çıkması gerçek bir cesaret örneğidir.
Onun başarısı, sadece kendi dönemi için değil, sonraki nesil kadın pilotlar ve mühendisler için de yol açarak dünyaya kadınların gücünü göstermiştir.
1996 yılında Amerikan Hava Kurumu tarafından “Dünya’nın ilk kadın savaş pilotu” unvanı verilerek onurlandırıldı. İstanbul’daki Sabiha Gökçen Havalimanına adı verildi. Bu bile tek başına bir ülkenin ona duyduğu saygıyı gösterir.
Sabiha Gökçen, sadece bir pilot değil; bir vizyonun, bir inkılabın ve kadınların geleceğe doğru özgürce kanat açmasının sembolüdür. Onu örnek almak demek, sınırları zorlamak, cesur olmak ve hayalleri gökyüzüne taşımak demektir.
Kaç kitap yazdınız?
Bugüne kadar 4 kitap yazdım. İkisini pandemi döneminde ikisini ise daha sonra. Puglia’da bir Ömür, Havada bir Ömür, Torbayla bir Ömür ve Torbayla yaşamak.
Son kitabınızın ilham kaynağı neydi? Yazım süreci nasıl gelişti?
33 sene havacılık sektöründeki deneyimi hoca, anne ve yazar olarak değerlendirip kariyer hedefi yapan gençlere havacılık mesleklerine tanıtan, bugüne kadar hiç uçağa binmemiş bir yolcuya uçağa binme sürecini anlatan, uçağa binmeye korkan yolcunun korkusunu giderebilen, havacılık tarihini anlatan ve uçaklarla ilgili merak edilen soruların cevaplarının olduğu güzel bir havacılık kitabı ortaya çıktı.
Havacılık tarihini doktora tezimden alarak yola çıktım. Tezimi yazdıktan sonra tez danışmanlarım bu tezin bir kitap olması konusunda bana çok telkinde bulundular. Biraz da onları dinlemiş oldum.
Kitapta yer verdiğiniz en özel bölüm hangisi?
Havada bir ömür dört bölümden oluşuyor:
– Havacılığın ortaya çıkması ve gelişimi
– Havacılıkla ilgili merak edilen konular
– Yolcuların bilmesi gerekenler
– Havacılık çalışanları.
Her bir bölüm kendi içinde gerçekten çok kıymetli. Bakalım okuyucularımızdan hangisi daha çok ilgi görecek hep beraber yaşayıp göreceğiz.
Bu kitapla okuyuculara neyi aktarmak istediniz?
Bu kitap havacılık tarihi ve merak edilenler üzerine bir yolculuk.
Havacılığın tarihçesini bir çırpıda ulaşabilmek, uçaklarla ilgili merak edilen soruların cevaplarını vermek, ilk defa uçağa bineceklere yol göstermek ve havacılık mesleğine gönül vermiş gençler için kariyer planlamasında önemli olacak bir kitap yazmak istedim








