Sizi tanıyabilir miyiz?
Bir basın mensubu olarak bu kez röportajın diğer tarafında olmak benim için hem çok farklı hem de keyifli. Ankara’da doğdum; tüm eğitim hayatım ve kariyer yolculuğum bu şehirde geçti. TRT’de yıllarca programcı olarak çalışmış bir annenin kızıyım. Sanırım yayıncılık, daha çocukluğumuzdan itibaren ailemizin damarlarına işlemişti. Çocukken annemle birlikte TRT’nin Ankara’daki Dış Yayınlar Dairesi’ne giderdim. TRT’nin yurtdışına yönelik kanalları için programların hazırlandığı o ortamda; bantların gidip gelişini, odalardan yükselen daktilo seslerini, stüdyoların kendine özgü sessizliğini ve sonrasında gelen ünlü konukların yarattığı heyecanı izleyerek büyüdüm. Bugün dönüp baktığımda, yayıncı olmaya o yıllarda, sessizce karar verdiğimi fark ediyorum. Bunu şimdi seninle konuşurken ilk kez bu kadar net seslendirebiliyorum.
Eğitim sürecinizden bahsedebilir misiniz?
Hacettepe Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü mezunuyum. Ancak mezun olduğum mesleği hiç yapmadım. Kariyer yolculuğum bambaşka bir yerden başladı. Bir süre reklamcılık ve halkla ilişkiler alanında çalıştım. O dönemde birlikte çalıştığımız matbaada, yaklaşık 20 yıllık bir geçmişi olan Savunma ve Havacılık dergisi basılıyordu. Bir gün, tamamen içimden gelen bir sesle “Keşke bizim de düzenli yayınlanan bir dergimiz olsa” demiştim. Üzerinde düşünülmemiş, planlanmamış, anlık bir cümleydi. Ama söz, gerçekten hayattır. Ardından öyle kapılar açıldı ki, kendimi savunma ve havacılık alanında bir yayıncı olarak buldum.
Havacılık basınında hangi konumda yer alıyorsunuz?
20 yılı aşkın süredir Aviation Turkey ve Defence Turkey dergilerinin yayıncısı ve genel yayın yönetmeni olarak çalışıyorum. İlk yıllarda ağırlıklı olarak askeri havacılık alanına odaklandım. Dünyanın önde gelen uçak üreticilerinin fabrikalarını ziyaret ettim, üst düzey yöneticilerle röportajlar yaptım, makaleler kaleme aldım. Küresel havacılık ve savunma endüstrisini yakından takip ederek uluslararası etkinliklerde, toplantılarda ve organizasyonlarda aktif olarak yer aldım.
Defence Turkey dergimiz, 100 yılı aşkın süredir düzenlenen ve dünyanın en büyük havacılık firmalarını bir araya getiren Paris Air Show’da, organizasyon komitesi tarafından seçilmiş Türkiye’den tek medya partneri. Logomuzu The New York Times ve Le Monde gibi yayınların yanında görmek, tarif edilmesi zor bir gurur.
Sivil Havacılık tarafına ne zaman adım attınız?
Ve sonra kalbimin asıl attığı yeri, gerçek kendimi bulduğum alanı keşfettim: ticari havacılık. Bu tutkuyla Aviation Turkey dergisini kurarak hayatımda bambaşka bir yol açtım. İlk kez uçağa bindiğimde, gökyüzüyle buluştuğum o anda “Burası benim evim” demiştim.
Bu yıl, sekizi long-haul olmak üzere 102 uçuş gerçekleştirmişim. Gökyüzüne her yükseldiğimde, eve dönmüş gibi oluyorum. Düşüncelerim özgürleşiyor, dinginleşiyorum; kendime ve evrene daha da yaklaşıyorum. Hayatıma dair en büyük kararları, en parlak fikirleri ve en yeni projeleri hep uçarken aldığımı fark ettim. İnsan her uçuşta mutlu olur mu? Olur.
Bugün dergilerimiz, 72 ülkede 40.000’den fazla havacılık ve turizm profesyoneline ulaşıyor. Aviation Turkey’i kurduğum ilk dönemde, bugün Pegasus CEO’su olan Güliz Öztürk’ü ziyaret etmiştim. Yayıncılık vizyonumuzu ve projelerimizi paylaştığımda bana “ Eee o zaman aramıza hoş geldiniz” demişti. Bu söz, benim içimdeki havacılık tutkusu ile koca bir dünyaya, o dünyanın bilinmeyenleri ile tanışmaya kocaman bir merhaba demekti. Bazı insanlar ve bazı cümleler, hayatımıza boşuna girmiyor.
Hayatım boyunca içinde yaşadığımız büyük sistemle hep iletişimde oldum. İşaretleri takip ettim, dinledim, küçük detayların içindeki hakikatleri görmeye çalıştım. En küçük sözler büyük kapılar açtı; zorluklar bana yeni yollar gösterdi. İşini kalbiyle yapan biriyim. Zihnim ve deneyimlerim sadece bana ışık tutuyor.
Seyahatlerinizden bahseder misiniz?
Bazen kendime elimde bavulumla havalimanlarında ortasında soruyorum: “Ben aslında ne yapıyorum dünyanın farklı köşelerinde, milyonlarca insanın geçtiği bu havalimanlarında?” Uçakların ve havalimanlarının yaptığı gibi, ben de insanları, deneyimleri ve dünyanın farklı köşelerini birbirine bağlıyorum. Uçuş deneyimlerini ve destinasyonları tanıtan yazılarımda, içimdeki kendime özgü sesi; kalbimle yaşadığım deneyimlerle birleştirerek, kalemimden okuyuculara ulaştırıyorum.
Kadın havacıların geleceğinde neleri görmek istiyorsunuz?
Kadın havacılara açılan bu köşe için ve bana burada bana yer ayırdığı için Aviationext’e ve meslektaşım Emre Nar’a çok teşekkür ederim. Kadınların iş hayatındaki liderliğini ve katkılarını çok önemsiyorum. Kadın olmanın getirdiği renkleri, çeşitliliği, şefkati ve empatiyi; kişisel gelişim ve içsel büyümeyle harmanlayabildiğimizde, yalnızca başarılı işler ortaya koymakla kalmıyor; başkalarına ilham, bazen umut oluyoruz. Şefkatli ama güçlü kanatlarımızın altında, başkalarına da alan açabildiğimize yürekten inanıyorum. Birlikte gerçekten harikayız.

