Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Amelia Earhart’ın İlham Veren Hikayesi ve Çözülemeyen Gizemi

yüzyılın en çok konuşulan havacılarından biri olan Amelia Earhart, hem
  1. yüzyılın en çok konuşulan havacılarından biri olan Amelia Earhart, hem uçuş kariyeri hem de 1937 yılında Pasifik Okyanusunda gerçekleşen kayboluşuyla havacılık tarihinin en dikkat çekici isimleri arasında yer alıyor.

1897 yılında Kansas’ın Atchison kentinde dünyaya gelen Amelia Earhart, yaşadığı dönemin kadınlara biçtiği rollere pek uymayan bir çocuktu. Ağaçlara tırmanıyor, kurbağa yakalıyor, tüfekle atış yapıyor, macera peşinde koşuyor ve çevresindeki insanların “Bir kız çocuğu böyle davranmaz” yargılarına kulak asmıyordu. Geleneksel beklentilere uymayan bir çocukluk geçirdi.

Hayatının dönüm noktası ise 1920 yılında yaptığı ilk uçuş oldu. Kaliforniya’da yaptığı ilk uçuş sırasında yerden yükselirken hissettiği duyguyu yıllar sonra “Yerden ayrılır ayrılmaz hayatımın geri kalanında ne yapmam gerektiğini anladım” sözleriyle anlatacaktı. O günden sonra uçmak onun için bir hobi değil, bir yaşam amacı oldu.

Pilotluk eğitimi alabilmek için çeşitli işlerde çalıştı, para biriktirdi ve sonunda uçuş dersleri almaya başladı. Kısa süre içinde kadınlar arasında irtifa rekoru kırdı. 1923 yılında uluslararası pilot lisansı alan ilk kadınlardan biri oldu.

1928 yılında Atlantik Okyanusu’nu geçen ilk kadın olarak dünya basınının dikkatini çekti. Ne var ki bu uçuş sırasında uçağı kullanan kişi değildi; yolcuydu. Earhart ise aynı rotayı pilot olarak tamamlamayı hedefliyordu. 1932 yılında Newfoundland’dan havalanarak Atlantik Okyanusu’nu tek başına geçti. Kötü hava koşulları, buzlanma ve teknik sorunlara rağmen uçuşu başarıyla tamamlayarak Charles Lindbergh’den sonra Atlantik Okyanusu’nu tek başına geçen ikinci pilot oldu.

Amelia Earhart’ın faaliyetleri yalnızca uçuşlarla sınırlı değildi. Kadın pilotları desteklemek amacıyla kurulan Ninety-Nines organizasyonunun kuruluşunda yer aldı ve ilk başkanı oldu. Konferanslar verdi, yazılar yazdı ve kadınların meslek seçimlerinde daha fazla fırsata sahip olması gerektiğini savundu. Tüm bu mücadelesini daha geniş kitlelerle paylaşmak isteyen Earhart; ilk havacılık serüvenini anlattığı 20 Hrs. 40 Min. (20 Saat 40 Dakika), kadınların havacılıktaki yerini ele aldığı The Fun of It (Eğlencesi) ve ortadan kaybolmadan önce tuttuğu notlar ve yazdığı mektuplardan derlenen Last Flight (Son Uçuş) adlı üç kitabıyla kalıcı eserler bıraktı.

Havacılık alanındaki görünürlüğü sayesinde, dönemin pek çok genç kadını için dikkat çeken bir örnek oluşturdu. 1930’lu yılların ortalarına gelindiğinde Earhart, havacılık dünyasının en bilinen isimlerinden biri haline gelmişti ve kendine yeni bir hedef belirlemişti.

Bu kez amaç, dünyanın çevresini uçakla dolaşmaktı.

Purdue Üniversitesi’nin desteğiyle özel olarak hazırlanan çift motorlu Lockheed Electra uçağını satın aldı. Bu uçağa ‘Uçan Laboratuvar’ da deniyordu. Amaç, ekvatora yakın bir rota üzerinden dünya turu yaparak havacılık tarihinin en iddialı yolculuklarından birini gerçekleştirmekti.

1937 yılında başlayan yolculuk planlandığı gibi ilerliyordu. Güney Amerika, Afrika ve Asya geçilmiş, rotanın büyük bölümü tamamlanmış; dünya turunun son aşamalarına yaklaşılmıştı.

Ancak 2 Temmuz 1937 tarihinde havacılığın en gizemli olaylarından biri gerçekleşti.

Earhart ve deneyimli navigatörü Fred Noonan, Yeni Gine’den havalanarak Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki küçük Howland Adası’na ulaşmaya çalışıyordu. Yolculuğun bu bölümü, okyanusun ortasında yalnızca birkaç kilometre uzunluğundaki adayı bulmayı gerektirdiği için rotanın en zorlu etaplarından biriydi. Dönemin telsiz yön bulma sistemlerindeki sınırlılıklar ve iletişimde yaşanan aksaklıklar da uçuşu daha güç hale getiriyordu.

Telsiz kayıtlarına göre Earhart son mesajlarında yakıtın kritik seviyeye düştüğünü, Howland Adası’nı göremediklerini ve “157-337 hattı üzerinde” ilerlediklerini bildiriyordu. Bu, navigasyonda kullanılan konum doğrultusunu tarif ediyordu ve kayıtlara geçen son ifadeydi. Ardından telsiz bağlantısı kesildi ve Earhart ile Noonan’dan bir daha haber alınamadı.

ABD Donanması öncülüğünde o güne kadarki en büyük hava-deniz arama operasyonlarından biri başlatıldı. Gemiler, uçaklar ve yüzlerce personel aylar boyunca Pasifik’te Earhart ve Noonan’ı aradı. Ancak tüm çabalara rağmen ne uçağın enkazına ne de mürettebata ulaşıldı.

İşte Amelia Earhart’ın hikayesinin en çok tartışılan bölümü burada başladı.

Aradan geçen yaklaşık doksan yıla rağmen onun akıbeti hala kesin olarak bilinmiyor. Havacılık tarihçilerinin büyük bölümü, yakıtın tükenmesi sonucu Lockheed Electra’nın Pasifik Okyanusu’na düştüğünü düşünüyor. Eldeki veriler de bu ihtimali en güçlü ihtimal haline getiriyor.

Bununla birlikte farklı teoriler yıllardır tartışılmaya devam ediyor. Bazı araştırmacılar Earhart’ın Howland Adası’nı bulamayınca rotasını değiştirerek Nikumaroro Adası civarına zorunlu iniş yaptığını öne sürüyor. Bölgede yıllar boyunca çeşitli araştırmalar yapıldı. Bulunan kemik parçaları, kamp ateşi izleri ve bazı kişisel eşyalar bu teoriyi desteklemek amacıyla incelendi. Ancak bugüne kadar hiçbir bulgu kesin bir sonuca ulaşılmasını sağlayamadı.

En çok ses getiren teorilerden biri ise Japonlar tarafından esir alındığı iddiasıydı. Bu görüşe göre Earhart ve Noonan, Marshall Adaları’na indikten sonra Japon güçleri tarafından yakalandı. Özellikle 2017 yılında ortaya çıkarılan bir fotoğraf dünya çapında büyük yankı uyandırdı. Bazı araştırmacılar fotoğraftaki kişilerin Earhart ve Noonan olduğunu ileri sürdü. Bir anda onlarca yıllık gizemin çözüldüğü konuşulmaya başlandı.

Fakat tarih, sansasyonel iddialardan çok kanıtlarla ilerler. Kısa süre sonra Japon araştırmacılar aynı fotoğrafın Earhart’ın kayboluşundan iki yıl önce yayımlanmış bir gazetede yer aldığını kanıtladı. Böylece teorinin en önemli dayanağı geçerliliğini kaybetti.

Her yeni bulgu büyük umutlar yaratıyor, ancak Earhart’ın hikayesi ne zaman daha yakından incelense cevaplardan çok yeni sorular ortaya çıkıyor. Belki de Amelia Earhart’ın hikayesinin bugün hala ilgi görmesinin nedeni budur. Bir yanda havacılık tarihine geçen başarılar, diğer yanda ise açıklanamayan bir kayboluş hikayesi.

Lockheed Electra’nın enkazının bir gün Pasifik’in derinliklerinde bulunup bulunmayacağı ya da son uçuşuna ilişkin tüm ayrıntıların ortaya çıkarılıp çıkarılamayacağı henüz bilinmiyor. Aradan geçen yaklaşık bir asra rağmen gelişen teknolojiyle yeni araştırmalar ve okyanus tabanı taramaları sürüyor.

Görsel: 17 Mart 1937 Yer: Oakland Municipal Havalimanı, Kaliforniya, ABD

(Kaybolan Lockheed Electra uçağının önünde, soldan ikinci Amelia Earhart, sağdan birinci navigatör Fred Noonan ve arkadaşları)