Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Airbus’tan AIRWard Ödülü Alan Türk Kadın Havacı: İrem Fıratoğlu

Bu hafta Aviationext, Kadın Havacılar serisinde Jean Monnet Burs Programı ile Fransa’da yüksek lisans yapan ve şuanda Airbus Protect’te uzun vadeli operasyonel konsept değişikliklerinin sertifikasyon süreçlerinde görev alan İrem Fıratoğlu’nu ağırlıyor. Fıratoğlu, Airbus’ta çalışmaya başladıktan bir buçuk yıl sonra şirketin başarılı çalışanlarına verdiği AIRward ödülüne layık görülmüş ve kısa sürede Teknik Danışmanlık pozisyonuna terfi etmiş bir Türk kadın havacı.

Bu hafta Aviationext, Kadın Havacılar serisinde Jean Monnet Burs Programı

İrem Fıratoğlu genç yaşta bir çok başarıya imza atmış, geleceğe umutla bakan, yeni nesilleri ve özellikle havacılıkta kadın istihdamını destekleyen bir Türk mühendis. Karşısına çıkan zorlukları birer birer aşarak kariyerinde önemli bir noktaya gelen Fıratoğlu’nun hikayesi genç kadın havacılara da yol haritası çiziyor.

İşte İrem Fıratoğlu ile yaptığımız röportaj:

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Nerede büyüdünüz ve yetiştiğiniz ortam sizi nasıl şekillendirdi?

12.09.1991’de Ankara’da doğdum ve orada büyüdüm. Bürokrat bir baba ve öğretmen bir annenin çocuğuyum. Babamdan topluma faydalı olmayı, liderliği ve kültüre bağlılığı, annemden ise eğitimin, emeğin ve sabrın değerini öğrendim. İlkokul ve ortaokulu TED Ankara Koleji’nde üniversiteyi ise Eskişehir’de okudum. 2018 senesinde Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nde Denetçi Mühendis olarak havacılık kariyerime başladım, bu süreçte Jean Monnet Burs Programı‘na hazırlandım ve Fransız Sivil Havacılık Üniversitesi’nde (Ecole Nationale de l’Aviation Civile) yüksek lisans yapma hakkı kazandım. Brüksel’de Eurocontrol’de 1 senelik stajerlik ve mezuniyetimin ardından 2022’de iş teklifi alarak Toulouse’a yerleştim. Şu anda Airbus Protect’te uzun vadeli operasyonel konsept değişiklikleri ve sertifikasyon süreçlerinde görev alıyorum.

Sizi havacılığa çeken şey neydi?

Aslında havacılık benim için tamamen tesadüf eseri başlayan bir yolculuktu. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nün bir ilanını gördüm ve o şekilde başvurdum. Ama havacılıkta çalışmaya başladığım günden itibaren bu sektör benim için gerçek bir tutkuya dönüştü. Farklı departmanlarda birçok farklı görevde çalıştım, bütünsel olarak şu ana kadar edindiğim tecrübelerle havacılığın sürekli kendini yenileyen, teknolojiyi en üst seviyede kullanan ve en. önemlisi de dünyayı ve kültürleri birbirine bağlayan dinamik bir alan olduğunu görüyorum.

Kariyerinizde “Başardım” dediğiniz bir an yaşadınız mı?

Türkiye’de kamuda havacılıkta otorite sayılabilecek bir pozisyonu bırakıp özel sektöre ve Fransa’ya gelmek büyük cesaret gerektiren bir karardı. Fakat rüzgar arkamdan esti ve Airbus’ta çalışmaya başladıktan bir buçuk yıl sonra AIRward ödülüne layık görüldüm ve kısa sürede Teknik Danışmanlık pozisyonuna terfi ettim. Emeklerimin ve çabalarımın görülmesinin motivasyonuyla, çalıştığım her sene en az bir stajyer almayı kendime görev edindim. İş yoğunluğum yüksek olsa da stajyerlerle vakit geçirmek ve yolculuklarına eşlik etmek büyük bir mutluluk kaynağı. Özellikle mezuniyet savunmalarında yanlarında olmak ve heyecanlarını paylaşmak bana ‘Başardım’ dediğim anlar yaşattı; insanların hayatına dokunabilmek, bu dünyadaki varlığımızın anlamını derinleştiren en değerli deneyimlerden biri bence.

Genç havacılara ve özellikle kadınlara kariyer rotalarını çizerken önereceğiniz bir şey var mı?

Kendi tecrübelerime dayanarak, herkesin hayatında en az bir kez yurtdışında yaşaması ya da bunun için adım atması gerektiğine inanıyorum.
Farklı kültürleri görmek, tanımak, kendi sınırlarımızı zorlamak ve yeni şeyler öğrenmek kişisel ve profesyonel gelişim açısından son derece besleyici.

Benim için bu süreç, Jean Monnet Burs Programı sayesinde Avrupa’ya giderek başladı. Bu sayede aldığım iş teklifiyle yaklaşık dört yıldır Toulouse’da yaşıyorum ve bu deneyimin beni hem mesleki hem de bireysel anlamda ne kadar dönüştürdüğünü her gün yeniden fark ediyorum. Yeni bir dil öğrenmek, farklı bir kültürde yaşamayı deneyimlemek hayata sıfırdan başlamak gibi bazen zorlasa da kendimizi tanımanın en güçlü yollarından biri.

Bu nedenle, üniversite mezuniyetine yaklaşan ya da yeni mezun olmuş gençlere özellikle şunu tavsiye ediyorum: Jean Monnet Burs Programı, Chevening Bursu, Fulbright Programı ya da Fransa’dan örnek vermek gerekirse; GIFAS, Eiffel Excellence Programları gibi fırsatları mutlaka araştırın.
Kendi inisiyatifinizle bu programlara hazırlanın ve gerekli adımları atın çünkü bu yalnızca kariyerinizi değil, dünyaya bakışınızı da değiştirecek. Fırsatlar derya deniz; “Sen yola çık, yol da sana görünür” demiş Rumi.

Zorlu bir sektörde hem kariyer hem özel hayat dengesini kurmaya çalışan kadınlara ne tavsiye edersiniz?

Özel hayat ve kariyer dengesi günümüz dünyasında her kesimin konusu aslında. Fakat özellikle kadınların kendi ayakları üzerinde durmaları, aktif olarak iş hayatında yer almaları, hem maddi hem manevi olarak bağımsız olmaları kişisel hayatlarında da sağlıklı ilişkiler inşa etmesi için çok önemli bir kriter bence. Dolayısıyla toplumun formülize ettiği rollerle beraber kadınların sırtına  yüklenen bazı ekstra yüklerin sorgulanması gerekiyor; bu noktada doğru dengelerin doğru temellerle inşa edilebileceğini, bunun için de hayatın bazı dönemlerinde önceliklerin iyi belirlenmesi gerektiğine inananlardanım. Havacılık gibi dinamik bir sektörde zamanımızı iyi kullanmak gerekiyor ama eğitimden, üretimden ve sürekli gelişimden asla vazgeçmemek şart. Bunları yaparken de kendimizi dinlemek için vakit ayırmanın, elimizden geldiğince doğada ve besleyici ilişkiler içinde olmanın sağlıklı kararlar alma süreçlerine de pozitif etki edeceğine inanıyorum.

Size ilham veren bir kadın lider var mı?

Bana ilham veren bir değil, iki kadın lider var. İlki, elbette Sabiha Gökçen dünyanın ilk kadın savaş pilotu. Fakat onun hikâyesinde beni en çok etkileyen ve belki de birçok kişinin bilmediği bir detay var. Sabiha Gökçen, yetim bir kız çocuğuyken, 12 yaşında Mustafa Kemal Atatürk’ün Bursa ziyaretinde büyük bir cesaret göstererek onunla konuşmak istiyor. Bu cesareti sayesinde Atatürk tarafından manevi evlat olarak kabul ediliyor. Elbette, Atatürk’ün böyle bir vizyona sahip olduğu bir dönemde bulunmasının etkisini göz ardı edemeyiz. Ancak 12 yaşındaki bir kız çocuğunun o an gösterdiği cesaret, kendi kaderini değiştiren bir dönüm noktası oluyor. Benim için bu hikâye, imkânsızı kararlılıkla tutkulu bir hayata dönüştürmenin en güçlü sembollerinden biri. Günümüzde ise Güliz Öztürk’ün Pegasus’taki liderlik yolculuğunu büyük bir hayranlıkla takip ediyorum. Türkiye’de ve dünyada kadın lider oranının hâlâ düşük olduğu bir dönemde, CEO seviyesinde gösterdiği ilham verici görüşler benim için çok değerli. Women in Sales Network’teki faaliyetleri ve özellikle “Hiçbir işin kadını ya da erkeği yoktur” sözünü sadece dile getirmekle kalmayıp bunu iş hayatında somut bir biçimde uygulamasını takdirle takip ediyorum.

Gelecekte havacılıkta ne gibi değişimler görmek istersiniz?

Havacılığın önünde büyük hedefler var. 2050’de sıfır karbon emisyonuna ulaşmak, sürdürülebilir yakıtların yaygınlaşmasını sağlamak ve bir yandan da önümüzdeki 20 yılda kapasitenin iki katına çıkması sektörün ana gündeminde. Bu, yeni hava sahası düzenlemeleri, daha verimli hava aracı üretimleri ve güçlü iş birlikleriyle yönetilmesi gereken zorlu ama heyecan verici bir dönüşüm süreci.

Bu dönüşümün merkezinde ise dijitalleşme ve yapay zekâ yer alıyor. Avrupa Havacılık Emniyeti Ajansı’nın “AI Roadmap” belgesinde de vurgulandığı gibi, yapay zekânın amacı insanın yerini almak değil; insanın karar verme gücünü destekleyerek emniyeti ve verimliliği artırmak. Dolayısıyla yapay zekânın işleri yok edeceğine değil, daha akıllı hale getireceğine ve bundan korkmamamız gerektiğine inanıyorum.

Son olarak tabi ki havacılıkta kadın istihdamının ve lider pozisyonlardaki kadınların sayısının artmasını gönülden diliyorum. Çünkü daha kapsayıcı bir gelecek, ancak birlikte mümkün.