Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

15 Gün İçinde Sidney-Cenevre-Santiago!

Kaç ülkeye gittiğimi gerçekten bilmiyorum. Üstadım, “Kaç ülkeye gittiğini sayarsan,

Kaç ülkeye gittiğimi gerçekten bilmiyorum. Üstadım, “Kaç ülkeye gittiğini sayarsan, yolun kapanır” derdi.

Hatta, bazı ülkelere 4-5 defa gittiğim doğrudur. Ukrayna’ya 10 defa, İngiltere’ye 9 defa, Fransa’ya 9 defa, İran’a 7 defa seyahatlerim oldu. Belki bu şekilde başka ülkeler de vardır.

Son çalıştığım kurumda ortalamam yılda 13 ülkeydi. Çok fazla aynı ülkeye gittiğim için, ülke sayım değişmedi ama tecrübem çok arttı.

Bir keresinde aynı ay içinde 3 defa Fransa, 4 defa Ukrayna’ya seyahatim oldu.

Tahmini gittiğim ülke sayım 70’i geçmiştir. Ama en ağırı hangi rota biliyor musunuz? Avustralya Sidney’den, Şili Santiago’ya 15 gün içinde yapmış olduğum seyahat. İki seyahat arasında bir de Cenevre’ye uğradım.

Sidney-Cenevre-Santiago üçlüsü

28.11.2024’te Türk Hava Yolları’nın Sidney hat açılışına katıldım. Arada 10.12. 2024’te Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği IATA’nın medya günlerine, 18.12.2024’te de yine bayrak taşıyıcımızın Şili-Santiago hat açılışında bulundum.

Sidney’de kalma ve uçak sürelerini hesap edince 15 gün içinde dünyanın bir ucundan diğer ucuna seyahat ederken arada da İsviçre-Cenevre’ye gitmişim.

Tekrar bu rotayı yapabilir miyim gerçekten bilmiyorum.

Suni bir havanın içinde o kadar zaman geçirebilmek gerçekten imkânsız.

O dönemler o kadar yorulmuşum ki, Santiago Havalimanı dönüşü çantamda her zaman aynı yere koyduğum, gözümün önündeki pasaportumu bulamadım. Bir an orada kalacağımı düşündüm.

Aslında güzel bir şehir, kalınır ve yaşanır…

Bu 15 gün içinde 3 seyahatte çok zorlandım ama gördüğüm güzellikler de oldu. Zaten farklı bir ülkeyi, şehri ve kültürü keşfetme heyecanı olmasa, bu direnci gösterme şansınız da maalesef olmuyor.

Dünyanın iki ayrı ucunda, iki farklı noktasında dikkatimi çeken, mutlaka görülmesi gereken yerlere kısaca değindim.

Yolunuz düşerse buralara mutlaka uğrayın derim. 

Santiago’da neler yapılmalı?

Şili’nin en büyük şehri Santiago ismini Hz. İsa’nın havarilerinde biri olan Santiago’dan almış. And Dağları’nın eteğinde Mapocho Nehri’nin kıyısında kurulan Santiago, aynı zamanda ülkenin en büyük sanayi yoğunluğunu barındırıyor. Başlıca ürünler gıda maddeleri ve tekstil olarak biliniyor. Öte yandan bakır madenciliği de önemli gelir kaynakları arasında yer alıyor. Şehir keyifli. Haiti ve diğer ekonomik sıkıntı yaşayan ülkelerden gelen apaçiler güvenlik sorunu yaşatsalar da keşfedilmeye değer bir şehir. Bu meydanı görmeden Şili’yi anlayamazsınız.

Plaza De Armas’a uğramadan olmaz!

Şehrin kalbi konumundaki Plaza De Armas, en otantik ve en ilgi çekici yerlerin başında geliyor. Kare şeklinde tasarlanmış ve ızgara düzeninde yapılan ilk meydan özelliğini taşıyor. 1541 yılında Petro De Gamboa tarafından tasarlanan meydan Santiagoların da buluşma alanı. Sadece yaya trafiğine açık olan meydanda çok sayıda kafe, restoran ve otel bulunuyor. Burada kafelerde güzel içecekler içip, farklı pizza çeşitlerini deneyin. Yiyecek-içecek fiyatları da uygun.

San Cristobal’e çıkın!

San Cristobal Tepesi için fünikülere binip, tepeye doğru yol alınca şehri izleyebileceğiniz en güzel manzarayla karşılaşıyorsunuz. Santiago’da uğramanız gereken yerlerin ilk noktası burası. Tepe yaklaşık 880 metre yükseklikte ve şehrin ziyaret edilebilen ikinci en yüksek noktası… San Cristobal Tepesi’ne çıktığınızda sizi bir kilise karşılıyor. Zirvesinde, Hazreti Meryem’in 8,3 metrelik kaide üzerinden yükselen 14 metre uzunluğunda heykeli yer alıyor. Heykelin altındaki kaidenin içinde ise Papa II. Jean Paul’un 1 Nisan 1987’de Santiago şehrine dua ettiği ve kutsadığı küçük bir şapel bulunuyor. Burası Santiago’nun en güzel noktası.

Peki Sidney’de nereler görülmeli?

Sidney yaşanılacak şehir. Melbourne daha keyifli olsa da Sidney daha kaliteli. Resmen bir masal şehri. 2 defa gitme fırsatım oldu. Biraz yapay geliyor ama kaliteli bir şekilde yaşamak mümkün. Opera Binası, köprüleri, eski şehri, müzeleri, gökdelenleri, parkları, bahçeleri, plajları, mutfağı ve mavi dağları ile huzur veriyor.

En beğendiğim yer Rocks 

Sidney’in en turistik yerlerinden biri olan Rocks bölgesi, eski bir Aborjin yerleşkesi. Bölge, şık konaklama alanları, restoranları ve tarihiyle turistlerin vazgeçilmez mekânı konumunda. Sidney’e gelen Batılılar, bu bölgede yerli kabilelerin torunlarıyla iç içe yaşıyor. 19. yüzyılda, Rocks bölgesi denizci ve tüccarların uğrak yeriymiş. Fakat 1. Dünya Savaşı’na gidenler, evlerine geri dönmeyince, birçok ev kullanılmaz hale gelmiş. 1960’tan itibaren bu evler yenilenerek yeni sahiplerine kavuşmuş. Oldukça otantik bir bölge olan Rocks’ın taş yollarında dolaşırken adeta tarihte yolculuğa çıkıyorsunuz. Çok güzel kafeler ve restoranlar bu bölgede yer alıyor.

Deniz uçağı tecrübesi yaşayın

Seaplane Sidney, Sydney ve çevresinde iç hat ve charter taşımacılığı yapan bir şirket ve yoğun turizm sezonunda haftada yüzlerce uçuş gerçekleştiren Avustralya’daki en büyük deniz uçağı operatörü. 1 pilot, 12 kişi kapasiteli Cessna Caravan Amphibian model uçağı ile tursitik turlar düzenliyorlar. Bu özel uçuşta Sidney’i tepeden görme fırsatı buluyorsunuz. Uçuşta, Harbour Köprüsü, Opera Binası gibi yapıları, Avalon gibi yerleşim yerlerini ve Palm Beach gibi ikonik plajları yüksekten seyredebiliyorsunuz. Uçuşlar 15 dakika ve 30 dakika olarak iki seçenekten oluşuyor. Sidney’e giderseniz deniz uçağı ile şehri keşfetmeyi unutmayın.