Ana Sayfa Arama Galeri Video
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
Reklam
Reklam
Dr. Ömür Kahraman
Dr. Ömür Kahraman

Uçak Korkusu (Uçuş Korkusu) “Saçma” Değil — Aslında Çok İnsani

Uçağa binmeden günler önce başlayan o huzursuzluk… Bilet alındığı anda mideye oturan ağırlık… Havaalanına yaklaştıkça artan çarpıntı… Kalkış anında içten içe gelen “Keşke binmeseydim” düşüncesi…
Eğer bunlar sana tanıdık geliyorsa, en başta şunu söylemek gerekir: Uçak korkusu  ya da daha teknik adıyla uçuş korkusu ne bir zayıflık ne de mantıksızlıktır. Ve evet, bunu yaşayan tek kişi sen değilsin.

Asıl Korku Uçak Değil, Kontrol Kaybıdır

Uçak korkusu çoğu zaman uçağın kendisiyle ilgili değildir. Asıl mesele, kontrolün sende olmamasıdır.
Duramazsın. İnemezsin. “Bir dakika” deme şansın yoktur.
Beyin, kontrol edemediği durumları otomatik olarak tehlike olarak etiketler. Bu, binlerce yıllık bir hayatta kalma refleksidir. Yani korkun “bozuk” bir tepki değil; fazla çalışan ama iyi niyetli bir alarmdır.
Sorun şudur: Beyin her zaman güncel verilerle çalışmaz. Hissettiklerin gerçektir ama bu hisler, gerçek bir tehlike olduğu anlamına gelmez.

“Uçak Çok Güvenli” Bilgisi Neden Yetmez?

Uçaktan korkan birine genellikle şu söylenir: “İstatistiklere bak, uçak çok güvenli.”
Bu bilgi doğrudur ama çoğu zaman yeterli değildir. Çünkü beyin, özellikle korku anında, sayılarla değil bedensel sinyallerle hareket eder.
Kalp hızlanır, nefes yüzeyselleşir, kaslar gerilir. Zihin bu bedensel tepkileri otomatik olarak şöyle yorumlar: “Tehlikedeyiz.”
Türbülans Gerçekten Ne Anlama Gelir?
Türbülans, uçak korkusunun en yoğun hissedildiği anlardır. Çünkü beden sarsılır ama zihne yeterli bağlam ulaşmaz. Oysa pilotlar için türbülans, bozuk bir yolda ilerlemek gibidir. Uçaklar türbülans için tasarlanır. Kanatların esnemesi bir zayıflık değil, mühendislik başarısıdır.
Pilotlar türbülansı çoğu zaman bir acil durum değil, rutin bir doğa olayı olarak değerlendirir. Korku ile Tehlike Aynı Şey Değildir
Korku yükseldiğinde zihnin sorduğu soru genellikle aynıdır: “Ya bir şey olursa?”
Burada şunu hatırlamak önemlidir: Korku, tehlikenin kanıtı değildir.
Beyin ihtimal üretir; kanıt değil. Bu yüzden amaç korkuyu tamamen yok etmek değil, korkunun paniğe dönüşmesini engellemektir. Asıl risk korkunun kendisi değil, kontrolsüz hâle gelmesidir. Panik, düşünmeyi zorlaştırır ve bedeni daha da kilitler.

Cesaret Korkunun Yokluğu Değil, Yönetimidir

Vecihi Hürkuş’un da söylediği gibi:
“Cesaret, korkunun yokluğu değil; korkuya rağmen görevini yapabilmektir.” Cesaret, korkuyu bastırmak değil; onu tanıyıp yönetebilmektir.
Uçağa binmek çoğu zaman cesaretten çok kendine şefkat gerektirir.
“Korkuyorum ama buna rağmen kendimi zorlamadan yanımda olacağım” diyebilmek güçlü bir adımdır.
Belki gözlerini kapatıp nefesine odaklanırsın. Belki sevdiğin bir müziği açarsın. Belki sadece koltuğunda oturup “Şu an elimden gelen bu” dersin. Bunların hepsi yeterlidir.

Bilgi Korkuyu Yok Etmez, Yumuşatır

“Havada Bir Ömür” kitabımda; türbülansın ne olduğu, uçakların hangi koşullara göre tasarlandığı ve uçuş korkusunun nasıl yönetilebileceği üzerine daha detaylı bilgiler paylaşıyorum. Çünkü bilgi ve farkındalık, belirsizliği azaltır. Belirsizlik azaldıkça korku da yumuşar. Korku tamamen kaybolmayabilir. Ama yönetilebilir hâle gelir.

Uçuş Korkusu Olanlara Küçük Ama İşe Yarayabilecek Tavsiyeler

Uçuş korkusuyla baş etmek tek bir doğruya sahip değildir. Her beden ve zihin korkuya farklı tepki verir. Ama aşağıdaki küçük adımlar, korkunun paniğe dönüşmesini engellemede yardımcı olabilir:
•Kontrol edemediklerine değil, edebildiklerine odaklan.
Uçağı kontrol edemezsin ama nefesini, bedenini ve dikkatini kısmen de olsa yönlendirebilirsin. Yavaş ve derin nefesler, sinir sistemine “Şu an güvendeyim” mesajı verir.
•Türbülansı doğru çerçevele.
Türbülans, uçağın dengesini kaybetmesi değil; havanın içindeki dalgalardır. Rahatsız edicidir ama tehlikeli değildir.
•Düşünceyle gerçeği ayır.
“Ya bir şey olursa?” bir düşüncedir; kanıt değildir. Korku ihtimal üretir, gerçeklik bu ihtimalleri her zaman doğrulamaz.
•Bedenini sakinleştir; zihin onu takip eder.
Omuzlarını gevşetmek, ayaklarının yere bastığını hissetmek, koltuğun temasını fark etmek zihnin de yavaşlamasına yardımcı olur.
•Kendinle mücadele etme.
“Korkmamalıyım” demek yerine,
“Korkuyorum ama buradayım” demek çoğu zaman daha rahatlatıcıdır. Korku dirençle değil, kabul ile yumuşar.
•Bilgi edin ama kendini boğma.
Genel çerçeveyi bilmek rahatlatıcıdır; aşırı detay bazen kaygıyı artırabilir. Dengeli bilgi, korkunun en iyi panzehirlerinden biridir.
•Gerekirse destek almaktan çekinme.
Uçuş korkusu üzerine çalışılabilen ve hafifletilebilen bir korkudur. Yardım almak zayıflık değil, kendine gösterilen bir özen biçimidir.

Son Söz

Korku seni zayıf yapmaz. Korkudan kaçmak yapar. Korku doğaldır; tehlike değildir. Asıl tehlike, korkunun paniğe dönüşmesidir. Cesaret, korkuyu yok etmek değil; onu yönetebilmektir. Korkuyla da ilerleyebilirsin. Çünkü hayat, korkusuz olanlara değil; korkmasına rağmen vazgeçmeyenlere açılır.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER



Aviationext haber içerikleri (fotoğraf, yazı, video) kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, içeriklerin tamamı kullanılamaz. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.