Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Troya’dan Dünyaya Bir Çağrı: Barışı Geri Getirelim

Çanakkale’de 63 yıldır kutlanan Uluslararası Troya Festivali’nin bu yıl benim

Çanakkale’de 63 yıldır kutlanan Uluslararası Troya Festivali’nin bu yıl benim için ayrı bir anlamı vardı.

Çünkü Homeros’un binlerce yıl önce insanlığın hafızasına kazıdığı bu topraklarda, Homeros Ödülü ülkemizin yetiştirdiği en önemli kültür ve sanat insanlarından biri olan, değerli dostumuz Zülfü Livaneli’ye verildi.

Livaneli yalnızca bir müzisyen değildir. O bir yazar, düşün insanı, sinemacı ve yıllardır eserleriyle Türkiye’nin sesini dünyanın farklı coğrafyalarına taşıyan çok yönlü bir hümanist sanatçıdır. Fakat o gece Troya’da bütün bu kimliklerinin üzerinde başka bir kimliği vardı: Barışı savunan bir insan.

Yaptığı konuşmayı dinlerken insan ister istemez Troya’nın binlerce yıllık hikâyesini düşünüyordu.

Bu topraklarda bir zamanlar büyük bir savaş yaşandı. İnsanlar öldü, şehirler yıkıldı, aileler dağıldı. Homeros bütün bunları anlattı ve insanlık binlerce yıldır Troya Savaşı’nı konuşmaya devam ediyor.

Ama insanlık hâlâ savaşlardan dersini tam olarak çıkarabilmiş değil.

Bugün dünyanın farklı köşelerinde yine bombalar düşüyor. Çocuklar ölüyor, insanlar evlerini terk ediyor, anneler evlatlarını kaybediyor. Teknolojimiz gelişti, şehirlerimiz büyüdü, dünyamız zenginleşti; fakat barış konusunda binlerce yıl önceki insanlardan ne kadar ileride olduğumuzu bazen kendime sormadan edemiyorum.

O gece Troya’da yapılan barış konuşmalarının bu nedenle çok önemli olduğuna inanıyorum.

Töreni yurt dışından davet ettiğimiz yabancı basın mensupları da yakından takip etti.

Ben hayatım boyunca turizmin yalnızca otellerden, uçaklardan ve tatillerden ibaret olmadığına inandım. Turizm, insanların birbirlerini tanımasının en güzel yollarından biridir. İnsanlar birbirlerinin şehirlerini, sofralarını, müziklerini, hikâyelerini ve kültürlerini tanıdıkça önyargılar azalır. Önyargılar azaldıkça birbirimizi anlamaya başlarız.

Ve birbirimizi anlamaya başladığımız yerde barış için gerçek bir umut doğar.

Aslında dünyada hepimize yetecek kadar toprak, ekmek, su, bilgi, kültür ve güzellik var.

Eksik olan tek şey var:

Barış.

Onu yeniden bulmak zorundayız.

Belki bunun için Troya’dan daha anlamlı bir başlangıç noktası da olamaz.

Binlerce yıl boyunca insanlığa savaşın en büyük destanlarından birini anlatan Troya, bundan sonra dünyanın en güçlü barış sembollerinden biri olabilir.

Zülfü Livaneli’nin aldığı Homeros Ödülü’nün ve o gece yapılan barış konuşmalarının bende bıraktığı en büyük duygu budur.

Troya’dan dünyaya seslenelim:

Savaşları yeterince anlattık.
Şimdi barışı yazmanın zamanı.

Çünkü bu dünyada hepimize yetecek her şey var.

Barış dışında.

Onu da hep beraber geri getirelim.