Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Havacılığa İz Bırakan Kadın!

Bu hafta Aviationext, Kadın Havacılar serisinde Türkiye’nin ilk havalimanı sadakat sistemi olan TAV Passport projesinin ortaya çıkışında önemli katkısı bulunan Eda Bildiricioğlu var. Bildiricioğlu, havalimanının ticari vizyonunu güçlendiren, yolcu deneyimini iyileştiren ve sürdürülebilir gelir yaratan entegre bir ticari yapıyı yöneten kadın havacı. O, yeni nesil genç kadın havacılara, “Cesur olun, üretin, hayal edin ve asla vazgeçmeyin” diyor.

Bu hafta Aviationext, Kadın Havacılar serisinde Türkiye’nin ilk havalimanı sadakat

İşte Eda Bildiricioğlu ile yaptığımız röportaj:

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Çocukluğunuz, kökeniniz ve sizi şekillendiren aile yapınız nasıldı?

Aslen Ankara kökenliyim. Orada doğup büyüdüm ve çalışma disiplinimin, hayata bakışımın, sorumluluk anlayışımın temelleri o şehirde atıldı. Ailem bana küçük yaşlardan itibaren çalışmanın, üretmenin, disiplinli olmanın ve kendi ayaklarım üzerinde durmanın önemini öğretti. İyi bir eğitim almam, vizyonumu geliştirmem ve yaratıcı yanımı besleyebilmem için her zaman yanımda oldular. Bugün profesyonel hayatımdaki her adımda o değerlerin izlerini taşıyorum.

Havacılık sektörüne girişiniz nasıl oldu?

Havacılık yolculuğum 1997 yılında, Türkiye’nin özelleştirilen ilk havalimanı projelerinden biri olan TAV Havalimanlarına  dahil olmamla başladı. Terminal henüz inşaat aşamasındaydı ve bu süreç bana sektörü en temelinden, en gerçek hâliyle tanıma fırsatı sundu.

Bu dönem, havalimanlarının yalnızca teknik bir yapı değil; yolcu ihtiyaçları, operasyon akışı, iş birimleri ve ticari fırsatlarla yaşayan bir ekosistem olduğunu anlamam açısından çok değerliydi.

Kariyeriniz boyunca hangi alanlarda görev aldınız? Sorumluluklarınız nelerdi?

Havalimanında havacılık dışı gelirlerin yönetiminden sorumluydum. Görevim; yeni ticari gelir kaynakları geliştirmek, mevcut gelirleri artıracak projeler üretmek ve bu projelerin terminal operasyonlarına doğru şekilde entegre edilmesini sağlamaktı.

Bu kapsamda:

  • ticari alanların planlanması ve kiralanması,
  • terminal içi reklam alanlarının yönetimi ve satış süreçleri,
  • kendi lounge’larımız ve farklı hava yollarının lounge’larının işletilmesi,
  • otopark ve vale hizmetlerinin yönetimi,
  • hızlı geçiş (Fast Track) sistemlerinin kurulması ve işletilmesi,
  • karşılama–uğurlama (Meet & Greet) hizmetlerinin geliştirilmesi,
  • sponsorluk süreçleringibi geniş bir ticari sorumluluk alanını yönettim.

 

Bunlara ek olarak CRM ve yolcu memnuniyeti süreçleri de görevimin önemli bir parçasıydı.
Bu doğrultuda: yolcu memnuniyeti programlarının tasarlanması, terminal deneyimini ölçen memnuniyet anketlerinin yürütülmesi ve analiz edilmesi, yolcu geri bildirimleri ve davranış verilerine göre hizmetlerin iyileştirilmesi gibi konularda aktif rol aldım. Bu çalışmalar, ticari kararların doğru verilmesi ve hizmet standartlarının yüksek tutulması açısından kritik bir önem taşıyordu.

Tüm bu süreçlerin doğal bir sonucu olarak Türkiye’nin ilk havalimanı sadakat sistemi olan TAV Passport projesinin ortaya çıkışında da önemli bir katkım oldu.

Özetle; havalimanının ticari vizyonunu güçlendiren, yolcu deneyimini iyileştiren ve sürdürülebilir gelir yaratan entegre bir ticari yapıyı yönetmek benim temel sorumluluğumdu.

Türkiye’de havacılık dışı gelirlerin gelişiminde önemli katkılar sunduğunuz biliniyor. Bu dönüşüm nasıl gerçekleşti?

1997 yılında sektöre başladığımda, Türkiye’de havacılık dışı gelirlerin payı oldukça düşüktü ve gerçek potansiyelini yansıtmıyordu. Sektörü yakından tanıdıkça, bu alan doğru yönetildiğinde havalimanı işletmeciliğine çok büyük değer katabileceğini daha net görmeye başladım.

Bir havalimanı tasarlanırken mimari planlamanın yolcu akışı, erişilebilirlik ve ticari alanlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini her zaman gündemde tuttum.

Havalimanları yaşayan yapılardır; yolcu profilleri ve ihtiyaçlar zaman içinde değişir. Bu nedenle tasarım ne kadar başarılı olursa olsun, ortaya çıkan yeni ihtiyaçları doğru analiz edebilmek ve terminal düzenlemelerini buna göre güncellemek çok önemlidir.

Benim odaklandığım konu; yolcunun terminaldeki davranışlarını, ihtiyaçlarını ve hareket akışını analiz ederek, bu ekosistemdeki değişikliklerin doğru şekilde yapılandırılmasına katkı sunmaktı. Bu yaklaşım sayesinde havacılık dışı gelirlerde ciddi artışlar elde edildi.

Asıl başarı; tek tek hizmetler üretmekten değil, havacılık dışı gelirleri bir bütün olarak ele alıp sürdürülebilir bir ticari ekosistem hâline geldi.

Bu süreç, benim için yalnızca profesyonel bir uzmanlık değil; Türk havacılık sektörünün önemli bir dönüşüm dönemine katkı sunmuş olmanın anlamlı bir yolculuğu oldu. Bu atılan temeller bugün işletilmekte olan yeni havalimanlarına yapı taşı oldu.

Yolcu deneyimi yaklaşımınızın temelinde ne vardı?

Yolcunun terminal içinde nasıl hareket ettiğini, hangi noktalarda zaman geçirdiğini, nerelerde zorluk yaşadığını anlamak her zaman önceliğimdi.

Bu doğrultuda yolcu akış haritaları çıkardım; yoğunluk alanlarını, yön bulma davranışlarını ve terminal içindeki ticari etkileşim noktalarını analiz ettim.

Bu çalışmalar hem yolcu deneyimini iyileştirdi hem de ticari performansın organik şekilde yükselmesini sağladı..

Benim için yolcu deneyimi, operasyonel verimlilik ve ticari başarı arasında kurulan en sağlıklı dengedir.

Sektörde yaşadığınız en unutulmaz anlardan biri nedir?

Sektördeki en unutulmaz anlar, ardı ardına açılan havalimanlarında yaşadığımız o son 24 saatlik hazırlık sürecidir. Aylarca, yıllarca çalıştığınız bir projenin, yepyeni bir coğrafyada bambaşka iş modelleriyle hayata geçirilen bir havalimanının, yolcuya açılmadan hemen önceki o son detay çalışmalarını görmek tarifsiz bir heyecandı.

Bir gün sonra ilk uçağın teker koyuşunu izlemek, yolcuların terminale adım attığı o ilk anlara tanıklık etmek…

Bu, bir havalimanının nefes almaya başladığı ana şahitlik etmek gibidir.

Her defasında özel, her defasında benzersizdi.

Kariyerim boyunca 8 havalimanının yapım ve işletmeye geçiş süreçlerine tanıklık ettim.

Her birinin açılış anı, ekiplerin heyecanı, sahadaki son koşuşturmalar ve ertesi gün terminalde dolaşan ilk yolcunun yarattığı o atmosfer benim için unutulmaz birer hatıra olarak kaldı.

Bu anlar, yalnızca profesyonel bir başarı değil; bir ekosistemin doğuşuna şahitlik etmenin gururuydu.

COVID-19 dönemini nasıl deneyimlediniz?

COVID-19 döneminde TAV’dan ayrılmış ve Amerika’daydım. Türkiye’den uzakta olsam da sektörün geçirdiği büyük dönüşümü yakından izledim.

Temassız hizmetlerin yükselişi, dijitalleşmenin hızlanması, güvenlik protokollerinin tamamen değişmesi… Tüm bunlar, havacılık sektörünün ne kadar hızlı adapte olması gerektiğini hepimize gösterdi.

Bu süreç bana bir kez daha şunu hatırlattı:
Bir havalimanı, bir ülkenin nefes borusudur; ulaşımın ve hayat akışının en kritik yapı taşıdır.

Primeclass ve TAV Passport projeleri uluslararası referans hâline geldi. Bu projeler nasıl ortaya çıktı?

Primeclass Meet & Greet, yolculara daha konforlu, destekli ve stressiz bir terminal deneyimi sunmak için geliştirilen kapsamlı bir karşılama–uğurlama hizmetiydi. Primeclass Meet & Greet was a comprehensive meet and greet service developed to offer passengers a more comfortable, supported and stress-free terminal experience.
Bu hizmetin sağladığı başarı, daha geniş bir sadakat sistemi geliştirme fikrini doğurdu ve Türkiye’nin ilk havalimanı sadakat programı TAV Passport ortaya çıktı.

Lounge erişimi, hızlı geçiş, otopark avantajları gibi birçok hizmeti tek bir çatı altında toplayan bu sistem, kısa sürede hem yolcular hem iş ortakları tarafından benimsendi ve uluslararası örnek bir modele dönüştü.

Bu projelerin Türkiye’den dünyaya yayılan bir hizmet inovasyonu hâline gelmesi, kariyerimdeki en gurur veren adımlardan biridir.

Sizi ilham veren kadın liderler kimlerdir?

Benim için ilham tek bir kişiden değil; “güçlü kadın” kimliğini taşıyan tüm kadınlardan gelir. Bazen bir mühendis, bazen bir teknisyen, bazen bir yönetici… Erkek egemen bir sektörde var olup iz bırakan her kadın, diğer kadınlara yol açıyor. Bu zincirin bir halkası olmak benim için büyük bir gururdur.

Ayrıca havacılık sektöründe yıllarca emek vermiş birçok kadın meslektaşımın başarılarına tanık olmak beni her zaman gururlandırmıştır. Bugün büyük havalimanlarının mimari konseptlerini oluşturan, entegre operasyon sistemlerini yöneten, uluslararası ödüller kazandıran ve global arenada şirketlerini başarıyla temsil eden tüm kadın profesyonelleri içtenlikle tebrik ediyorum. Onlarla çalışmış olmak benim için her zaman onur kaynağı olmuştur.

Genç kadın havacılara vermek istediğiniz mesaj nedir?

Kadınlar yalnızca 8 Mart’ta değil, her gün hatırlanmalı. Havacılık sektörünün geliştiği her alanda kadın emeği, disiplini, detaycılığı ve vizyonu vardır. Genç kadınlara söylemek isterim ki:

Cesur olun, üretin, hayal edin ve asla vazgeçmeyin.

Bir kadın isterse; havalimanı işletmesini dönüştürür, uluslararası hizmet modelleri yaratır ve dünya çapında başarı hikâyeleri yazar. Benim hikâyem bunun sakin ama güçlü bir örneğidir.