Bugün hukukçu şapkamdan biraz uzaklaşıp bir ülkenin havacılığının gelişmesinde çok büyük bir önem taşıyan HUB kavramı üzerine bir yazı kaleme almak istedim.
Havacılıkta hub, bir hava yolu şirketinin ana aktarma merkezidir. Yolcuların farklı şehirlerden gelip burada uçak değiştirerek başka destinasyonlara devam ettiği büyük havaalanına denir.
Örneğin:
- Bir yolcu İzmir → İstanbul → Tokyo rotasında uçuyorsa, İstanbul bu yolculukta hub görevi görür.
- Aynı şekilde birçok uluslararası hava yolu şirketinin kendi hub’ı vardır:
- Türk Hava Yolları için İstanbul’daki İstanbul Havalimanı
- Emirates için Dubai International Airport
- Lufthansa için Frankfurt Airport
Hub sisteminin avantajları şunlardır:
- Daha fazla destinasyona daha az sayıda direkt uçuşla ulaşılmasını sağlar.
- Havayollarının uçuşlarını daha verimli planlamasına yardımcı olur.
- Yolculara çok sayıda bağlantılı uçuş seçeneği sunar.
Bunun karşıtı ise point-to-point (noktadan noktaya) sistemidir. Bu modelde uçaklar aktarma merkezi kullanmadan doğrudan iki şehir arasında uçar.
Kısacası, hub = aktarma merkezi demektir. Havacılıkta hem yolcu hem de kargo taşımacılığının toplandığı ve dağıtıldığı ana havaalanını ifade eder.
Ortadoğu da Dubai de görev yaptığımda Emirates de görev yapan dostlarımla yaptığımda en büyük atışma hangi HUB’ın daha önemli olduğu konusunda olurdu en sevdiğim şey haritanın üstüne parmağımı koyup bir daire İstanbul için bir daire Dubai için çizmek olurdu İstanbul’un dairesinin içine bir sürü ülke girerken Dubai çemberinde çoğunluk çöle çarpıyor diye tatlı bir atışma yaşardık.
HUB’ın güçlü olabilmesi iyi network taşıyıcılarının olmasına ve tabi ki bu taşıyıcıların konup kalkabileceği güçlü havalimanlarının olabilmesine bağlı, İstanbul bu anlamda çok güçlü bir merkez hem Avrupa yakasında kurulu İstanbul Havalimanı hem de Anadolu yakasında kurulu Sabiha Gökçen Havalimanı bu anlamda tartışmasız bir katkı sağlıyor bu güce…
Coğrafya kaderindir sözüne atıf yaparak bitireyim iyi ki bu coğrafyadayız….
