Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

FBI’ın Çözemediği Tek Vaka: Hava Korsanı D. B. Cooper

Bir insan, binlerce metre yüksekte, fırtınalı ve zifiri karanlık bir

Bir insan, binlerce metre yüksekte, fırtınalı ve zifiri karanlık bir gecede uçan dev bir jetten paraşütle boşluğa atlayıp tamamen izini kaybettirebilir mi?

Bugün modern havalimanlarında adım başı karşılaştığımız X-ray cihazları, sıkı kimlik denetimleri ve kolay geçilemeyen güvenlik kapıları bize son derece normal gelebilir. Ancak 1970’lerin başında hava seyahatleri henüz bu kadar sıkı denetlenmiyorken, sivil havacılık tarihinin çözülemeyen tek faili meçhul uçak korsanlığı gerçekleşti.

D.B. Cooper İle Tanışın

24 Kasım 1971’de, ABD’de Şükran Gününden tam bir gün önce, Portland’dan Seattle’a gitmek üzere Northwest Orient Airlines’ın 305 sefer sayılı uçuşuna Dan Cooper adında bir adam bindi. Siyah takım elbisesi, şık trençkotu, kravatı ve güneş gözlüğüyle son derece sakin görünen bu adam, uçağın en arkasındaki 18C numaralı koltuğa yerleşti. İniş takımları yerden kesildikten kısa bir süre sonra sipariş ettiği içkisinden bir yudum aldı ve sigarasını yaktı.

Ardından kabin memuru Florence Schaffner’a katlanmış bir not uzattı. Önce bir yolcunun telefon numarasını vermeye çalıştığını düşünen Schaffner, notu açmadan cebine atsa da Cooper eğilerek soğukkanlı bir ses tonuyla konuştu: “Hanımefendi, o nota baksanız iyi edersiniz, yanımda bomba var.”

Notu okuyan Schaffner neye uğradığını şaşırdı. Uçakta patlayıcı bir düzenek vardı ve saat 17.00’ye kadar Seattle’a ulaşıldığında 200.000 dolar nakit (20 dolarlık banknotlar halinde) ve 4 adet paraşüt (iki ana, iki yedek) hazırlanması gerekiyordu.

Schaffner, ekip arkadaşlarıyla irtibata geçti. Cooper, çantasını aralayarak dinamitleri, kabloları ve bataryayı gösterdi. Ancak şaşırtıcı olan adamın tavırlarıydı. Panik yaratmıyor, kimseye bağırmıyor, hatta kabin ekibine oldukça kibar davranıyordu. Uçak, yetkililerin parayı hazırlamasına zaman tanımak amacıyla Seattle üzerinde turlarken Cooper, kabin memurlarıyla sohbet bile etti. Uçak Seattle’a indiğinde, seri numaraları kaydedilmiş paralar ve paraşütler yetkililer tarafından Cooper’a teslim edildi. Cooper, karşılığında 36 yolcuyu ve iki kabin görevlisini serbest bıraktı. Yolcular uçaktan indiklerinde, aslında bir rehin alma krizinin ortasında olduklarını bile fark etmemişlerdi.

10 Bin Feetten Ormana Atlayış

Fakat aksiyon dolu hikaye henüz yeni başlıyordu. Kokpit mürettebatına ve kabin görevlilerine uçağın Meksika yönüne doğru havalanması talimatını verdi. Uçağın yüksekliği maksimum 10.000 feet (3.000 metre) seviyesinde tutulacak, hızı 150 knot civarına düşürülecek ve iniş takımı açık tutulacaktı. En kritik talimat ise Boeing 727-100 tipi uçağın arka kapısının açık tutulmasıydı. Cooper; bu uçak modelindeki kritik detayı, gövdenin arkasında uçuş esnasında açılabilen kapıyı, çok iyi biliyordu.

Saat 20.00 sularında uçak; Washington ve Oregon sınırları üzerinde, dondurucu bir fırtına ve yağmurun altında seyrederken kapı açıldı. Cooper, belinde 200 bin dolarlık nakit paranın bulunduğu çanta ve paraşütüyle, saatte 300 kilometreyi bulan rüzgarın içine, zifiri karanlık Pasifik ormanlarına doğru kendini bıraktı.

Uçak acil durumla en yakın havalimanına indi. FBI timleri uçağa girdiğinde, Cooper’dan geriye; siyah bir kravat, kravat iğnesi, birkaç sigara izmariti ve iki paraşüt buldu. Cooper sanki hiç var olmamış gibi buharlaşmıştı.

FBI Tarihinin Çözemediği Tek Soruşturma: NORJAK

Olayın ardından FBI, sivil havacılık tarihinin en geniş kapsamlı soruşturmalarından birini başlattı. NORJAK (Northwest Hijacking) kod adıyla yürütülen bu gizli operasyonda binlerce şüpheli sorgulandı. Oregon ve Washington’ın ormanlık alanları helikopterler, arama kurtarma ekipleri ve iz arama köpekleriyle aylarca tarandı. Ancak ne Cooper’ın cesedi, ne paraşüt ne de kullandığı ekipmanlar bulunabildi.

Soruşturmadaki en somut gelişme, olaydan tam 9 yıl sonra, 1980 yılında yaşandı. Kolombiya Nehri yakınlarında 8 yaşında bir çocuk oyun oynarken; çamur içinde gömülü, çürümüş 5.800 dolarlık nakit para buldu. Paranın üzerindeki seri numaraları incelediğinde FBI, bu paraların Cooper’a teslim edilen 20 dolarlık destelere ait olduğunu doğruladı. Bu durum, Cooper’ın atlayış sırasında paranın bir kısmını düşürdüğü ya da gömdüğü teorilerini güçlendirse de somut bir kanıt sunamadı.

Halk arasında D. B. Cooper olarak anılan bu gizemli adamın gerçek kimliği hiç öğrenilemedi. Soruşturma boyunca askerler, paraşütçüler ve havacılar baş şüpheli olarak incelendi, fakat hiçbiriyle DNA ve delil eşleşmedi. FBI, 45 yıl boyunca açık tuttuğu ve arkasında bir oda dolusu belge bırakan meşhur NORJAK dosyasını Temmuz 2016’da rafa kaldırdığını duyurdu.

Yeni Kurallar, Tedbirler ve Cooper Vane

  1. B. Cooper olayı, tıpkı sivil havacılığın dönüm noktası olan diğer pek çok kriz gibi, güvenlik kurallarını kökten değiştirdi. Bu akılalmaz korsanlığın ardından Federal Havacılık İdaresi (FAA), havayolu seyahatlerinde yolcu bagajlarının aranmasını ve güvenlik taramalarını zorunlu hale getirerek günümüz modern havalimanı güvenlik protokollerinin temelini attı.

Boeing ise, B727 tipi tüm uçakların arka merdiven kapılarına, uçak havalandıktan sonra rüzgar basıncıyla çalışan ve kapının uçuş sırasında açılmasını fiziksel olarak engelleyen mekanik bir kilit ekledi. Bu parçanın havacılık literatüründeki resmi adı “Cooper Vane” (Cooper Kanatçığı) oldu.

  1. B. Cooper’ın sırlarla dolu kaçışını ve FBI soruşturmasının perde arkasını daha ayrıntılı incelemek isteyenler; Netflix’te yayınlanan D.B. Cooper: Where Are You?’ (D.B. Cooper: Neredesin?) adlı belgeseli ya da National Geographic’in The Skyjacker That Got Away” (Kaçmayı Başaran Hava Korsanı) belgeselini izleyebilir.

Gerek havacılığa bıraktığı güvenlik mirası gerekse yarım asırdır çözülemeyen kaçış planıyla D. B. Cooper, cevapsız büyük bir soru olarak tarihe geçti.