Boeing ve Airbus, karbon nötr hedefiyle geliştirdikleri öncü çevreci uçak projelerini durdurdu. Bu durum, havacılık sektörünün 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşma hedefini ciddi şekilde sorgulatıyor.

Boeing, NASA iş birliğiyle yürüttüğü X-66A projesine ara verdi. Airbus ise hidrojenle çalışan ZEROe modelinin geliştirilmesini askıya aldı. Airbus, bu kararın başlıca nedeninin yenilenebilir hidrojen üretiminin beklenenden yavaş ilerlemesi olduğunu açıkladı.
Bu ertelemeler, karbon salımını azaltmaya yönelik teknolojik gelişmelerin yetersiz hızda ilerlediğini gösteriyor. Batarya ile çalışan elektrikli uçaklar hâlâ sadece küçük uçaklar için uygunken, hidrojenli motorlar ciddi altyapı ve üretim sorunlarıyla karşı karşıya.
Yeni nesil çevreci uçakların 2035’ten önce hizmete girmesi beklenmediğinden, sektörün odağı şu anda sürdürülebilir havacılık yakıtlarına (SAF) kaymış durumda. Ancak 2024 yılı itibariyle SAF’lar toplam havacılık yakıtının sadece %0,53’ünü oluşturdu. Üretimi artırmak içinse yaklaşık 1,45 trilyon dolarlık yatırım ve 5.000 yeni rafineri gerekiyor (ATAG verisi).
Eleştirmenler, teknolojinin yetişemediği bu hızda talebin sınırlandırılmasının belki de tek gerçekçi çözüm olduğunu savunuyor. Bu sırada havacılık sektörü, diğer endüstriler karbon salımını azaltırken 2050’ye kadar küresel emisyonların %20’sini oluşturabilir.
Bu durumu fırsat bilen yeni rakipler de ortaya çıkıyor. United Airlines, Alaska Airlines ve ABD Hava Kuvvetleri’nin desteklediği JetZero, “blend kanat gövde” (blended wing body) gibi radikal tasarımlar üzerinde çalışıyor. Bu konseptler, hem karbon salımını ciddi şekilde azaltma potansiyeli taşıyor hem de gelecekte hidrojen kullanımına daha uygun yapılarıyla Boeing-Airbus ikilisine rakip olabilecek nitelikte.
