Olay, 8 Temmuz’da Trump’ın Türkiye ziyaretinin ardından yaşandı. Kamuoyuna açıklanan plana göre Trump, Ankara’dan eski Air Force One ile İngiltere’deki RAF Mildenhall üssüne uçacaktı. Katar tarafından sağlanan Boeing 747-8 ise önden gönderilmişti.
Gazeteciler de bu plana göre uçağa yerleşti.
Ancak kalkıştan hemen önce son derece sıra dışı bir güvenlik operasyonu başladı.
Başkan Uçağa Bindi, Sonra Gizlice İndi
Video shows the airport catering truck used in a secret operation to move President Trump from Air Force One to another U.S. government plane amid a credible Iranian threat last month.
The truck can be seen pulling away from Air Force One after the president had boarded the… pic.twitter.com/IwJTaWlmSb
— CBS News (@CBSNews) August 11, 2026
Trump önce herkesin görebileceği şekilde başkanlık uçağına bindi.
Ardından bir catering aracı uçağın yanına yanaştı.
Başkan, dikkat çekmeden bu aracın içine geçirildi ve havalimanındaki başka bir noktada bekleyen ABD Hava Kuvvetlerine ait C-32A uçağına götürüldü. C-32A, Boeing 757’nin askeri ve VIP taşımacılığı için kullanılan versiyonu.
Gazetecilerin bulunduğu Air Force One ise planlandığı gibi havalandı.
Ama başkan içinde değildi.
Böylece basın ekibi, üst düzey yetkililer ve uçaktaki diğer personel saatler boyunca Trump’ın da kendileriyle birlikte seyahat ettiğini düşündü.
Perdeler Neden Kapalıydı?
Yolculuk sırasında gazetecilere pencere perdelerini kapalı tutmaları söylendi.
Bu durum uçaktakilerin dikkatini çekti.
Daha sonra Trump’a neden böyle bir önlem alındığı sorulduğunda başkan uçuşun tehlikeli olabileceğini söyledi ve gazetecilere dönerek şu espriyi yaptı:
“Ben gidersem siz de gidersiniz, değil mi?”
These were the comments from Trump on July 8th after switching from Air Force One to another military aircraft due to a threat from Iran: “But if I go, you go.” https://t.co/ZHPY1bXr9H pic.twitter.com/KL7eiQQf23
— Andy Mac (@ItsAndyMac_) August 11, 2026
İronik olan ise gazetecilerin o sırada bilmediği bir ayrıntıydı.
Trump aslında onların uçağında değildi.
Neden Böyle Bir Operasyon Yapıldı?
Daha sonra ortaya çıkan bilgilere göre ABD yönetimi, Trump ve Air Force One’a yönelik olası bir İran saldırısı konusunda istihbarat almıştı.
Tehdidin, başkanlık uçağını hedef alabilecek taşınabilir hava savunma füzelerini de içerdiği bildirildi. İsrail’in ABD yönetimini bu istihbarat konusunda bilgilendirdiği aktarıldı.
Bu nedenle başkanın hangi uçakta olduğunu gizlemek için bir çeşit hava aracı şaşırtma operasyonu gerçekleştirildi.
Trump’ı taşıyan C-32A İngiltere’ye doğru uçarken, gazeteciler ve bazı üst düzey yetkililer eski Air Force One ile birkaç dakika arayla aynı bölgeye ulaştı.
Herhangi bir saldırı gerçekleşmedi.
Gazeteciler Gerçeği Haftalar Sonra Öğrendi
Operasyonun belki de en sıra dışı tarafı, uçaktaki gazetecilerin neler olduğunu o gün öğrenmemesi oldu.
Beyaz Saray basın havuzu normalde başkanın hareketlerini takip etmek ve kamuoyuna bağımsız bilgi sağlamak amacıyla başkanla birlikte seyahat ediyor.
Fakat bu kez güvenlik operasyonunun parçası olduklarını dahi bilmiyorlardı.
Trump’ın gizlice başka bir uçağa geçirildiğinin ayrıntıları haftalar sonra basına yansıdı.
Karoline Leavitt Detayı Dikkat Çekti

Operasyonun ayrıntılarının basına yansıdığı günlerde Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt’in de ay sonunda görevinden ayrılacağı açıklandı.
Ancak Leavitt’in 8 Temmuz’daki decoy uçakta bulunup bulunmadığı kamuya açık kaynaklarda isim verilerek doğrulanmış değil. Bu nedenle onun da Trump’ın uçak değişiminden habersiz bırakıldığını söylemek mümkün değil.
Yine de Leavitt’in ayrılık açıklamasının, Beyaz Saray basın ekibinin bile Trump’ın uçak değişiminden habersiz bırakıldığının ortaya çıktığı günlere denk gelmesi dikkat çekici.
Air Force One Aslında Bir Uçak Adı Değil
Olay aynı zamanda sık karıştırılan bir ayrıntıyı da hatırlattı.
“Air Force One” belirli bir Boeing 747’nin adı değil.
ABD başkanını taşıyan herhangi bir ABD Hava Kuvvetleri uçağının çağrı kodu Air Force One oluyor.
Dolayısıyla Trump C-32A’ya geçtiği anda teknik olarak o uçak Air Force One haline gelirken gazetecilerin içinde bulunduğu dev Boeing 747 artık başkanlık çağrı kodunu taşımıyordu.
Dışarıdan bakıldığında ise bunun anlaşılması neredeyse imkansızdı.
Ankara’dan başlayan bu sıra dışı yolculuk böylece başkanlık havacılığının en temel prensiplerinden birini gözler önüne serdi:
Air Force One’ın en önemli savunma sistemlerinden biri yalnızca teknoloji değil, gerektiğinde hiç kimsenin başkanın gerçekte hangi uçakta olduğunu bilmemesini sağlamak.
