Yarım Kalan Bir Rekor Yolculuğu
Earhart, 1937’nin ilkbaharında dünyanın etrafını uçarak dolaşacak ilk kadın pilot olmayı hedefliyordu. İlk denemesi Mart 1937’de Honolulu’da pistte yaşanan bir kaza yüzünden yarıda kaldı. Uçak tamiri için Kaliforniya’ya geri gönderildi.
İkinci deneme 1 Haziran 1937’de Miami’den başladı. Bu kez rota tersti: batıdan doğuya. Earhart ve navigatörü Fred Noonan, Güney Amerika, Afrika, Hindistan ve Güneydoğu Asya üzerinden uçarak 29 Haziran’da Papua Yeni Gine’nin Lae kasabasına ulaştı. Geride 22 bin milden fazla yol bırakmışlardı. Önlerinde sadece 7 bin mil kalmıştı; ama bu son bölüm, Pasifik’i en tehlikeli parçasıydı.

Howland Adası’na Doğru Son Kalkış
2 Temmuz 1937 sabahı, yerel saatle 10:00’da, ikili Lae’den havalandı. Hedefleri Howland Adası’ydı: Pasifik Okyanusu’nun ortasında, sadece iki mil uzunluğunda, minicik bir toprak parçası. Uçacakları mesafe yaklaşık 2 bin 500 mil, tahmini süre 18 saatti.
Amerikan Sahil Koruma gemisi Itasca, yakıt ikmali için Howland açıklarında bekliyordu. Geminin görevi radyo yönlendirmesi yapmak ve dumanıyla adayı görünür kılmaktı.

Sessizliğe Gömülen Frekans
Gece boyunca Itasca’nın telsiz odasına aralıklı mesajlar geldi. Saat 02:45’te ilk çağrı ulaştı: hava bulutlu ve kapalıydı. 06:45’te bu mesafe 100 mile inmişti.
Saat 07:42’de gerilim yükseldi. Earhart telsizden şöyle seslendi: adanın üzerinde olmaları gerekiyordu ama göremiyorlardı, yakıt azalıyordu, 1000 fit irtifada uçuyorlardı. 07:58’de Itasca’ya duyamadığını söyleyip yön bulabilmek için sesli sinyal istedi.
Son doğrulanmış mesaj 08:43’te geldi: “157 337 hattındayız, bu mesajı tekrarlayacağız.” Bu koordinatlar, Noonan’ın güneş doğuşuna göre hesapladığı, Howland’ı ortadan kesen kuzey-güney yönlü bir arama hattını gösteriyordu. Ardından sessizlik çöktü. Earhart’tan, Noonan’dan ya da uçaklarından bir daha hiç haber alınamadı.
Tarihin O Güne Kadarki En Büyük Arama Operasyonu
Itasca’nın alarm vermesiyle ABD Donanması ve Sahil Koruma seferber oldu. USS Colorado ve USS Lexington uçak gemisi dahil çok sayıda gemi ve uçak, 150 bin ile 250 bin mil kare arasında değişen tahminlerle devasa bir okyanus alanını taradı. Arama yaklaşık 16 gün sürdü ve 18-19 Temmuz 1937’de resmen sona erdi. Ne bir enkaz parçası, ne bir yağ lekesi ne de bir can simidi bulunabildi.
Earhart’ın eşi George Putnam, resmi arama bittikten sonra da özel bir ekiple aramaya devam etti. Sonuç değişmedi. 5 Ocak 1939’da mahkeme kararıyla Earhart, resmen ölü ilan edildi.

Çözülemeyen Gizem, Teoriler Bitmiyor
ABD hükümetinin resmi sonucu nettir: Earhart ve Noonan yakıtları biterek okyanusa düştü ve battı. Ancak bu “düşüp battı” teorisi, tek anlatı olmadı.
En çok ilgi gören alternatif, Nikumaroro (eski adıyla Gardner Adası) teorisi. TIGHAR adlı araştırma grubuna göre ikili, Howland’ı bulamayınca güneye yönelip bu ıssız adaya inmiş ve bir süre kayıp olarak hayatta kalmış olabilir. Adada bulunan alüminyum parçalar, bir kadın ayakkabısının topuğu gibi kalıntılar bu tezi besledi, fakat hiçbiri kesin kanıt sayılmadı.
Daha tartışmalı bir başka teori, ikilinin Japon kontrolündeki adalara sürüklenip casus şüphesiyle esir alındığını öne sürüyor; bu iddia hiçbir bağımsız kaynakla doğrulanamadı. Modern teknoloji de devreye girdi: 2019’da Robert Ballard’ın Nikumaroro çevresindeki taraması, 2024’te Tony Romeo’nun sonarla yürüttüğü Howland açıkları araştırması, somut bir bulguya ulaşamadı. 2024’te “uçak biçiminde” duyurulan bir sonar görüntüsünün ise doğal bir kaya oluşumu olduğu sonradan anlaşıldı.
Bugün, 89 Yıl Sonra
Amelia Earhart’ın kayboluşu, havacılık tarihinin en uzun soluklu gizemlerinden biri olmayı sürdürüyor. Ne uçağın enkazı, ne pilotun ne de navigatörün kalıntıları bugüne kadar kesin olarak bulunabildi. Earhart, havada kaybolduğu o sabahtan bu yana bir efsaneye dönüştü; cesareti ve çözülemeyen sonu, 89 yıldır araştırmacıları ve meraklıları peşinden sürüklemeye devam ediyor.
