Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Kokpit Camı Kırılırsa Ne Olur?

Bir uçağın kokpitine baktığımızda önümüzdeki camları çoğu zaman sıradan bir

Bir uçağın kokpitine baktığımızda önümüzdeki camları çoğu zaman sıradan bir pencere gibi düşünürüz. Oysa kokpit camları, uçağın en kritik parçalarından biridir. Pilotların binlerce metre yükseklikte dış dünyayı görmesini sağlayan bu camlar, aynı zamanda yüksek hız, basınç farkı, aşırı sıcaklık değişimleri, kuş çarpması ve yıldırım gibi zorlu koşullara dayanmak zorundadır.

Kısacası kokpit camı, sadece “cam” değildir.

Kokpit camları neden farklı?

Modern yolcu uçaklarında kokpit camları, otomobillerde veya binalarda kullanılan camlardan çok farklı özelliklere sahiptir. Genellikle birden fazla cam ve özel dayanıklı katmandan oluşan lamine bir yapı kullanılır.

Bu katmanlar; camın kırılmasını önlemek, çatlak oluştuğunda parçaların dağılmasını engellemek ve kabin basıncını korumaya yardımcı olmak için tasarlanır.

Ayrıca kokpit camlarının önemli özelliklerinden biri de ısıtılabilmeleridir. Uçuş sırasında özellikle yüksek irtifalarda dış ortam sıcaklığı çok düşük seviyelere iner. Camın üzerinde buzlanma oluşması hem görüşü engelleyebilir hem de camın yapısını etkileyebilir. Bu nedenle kokpit camlarında elektrikli ısıtma sistemleri bulunur.

Bir başka önemli konu ise basınçtır. Yolcu uçakları yaklaşık 10-12 kilometre irtifalarda uçabilir. Kabin içerisindeki basınç ile dış ortam basıncı arasında ciddi bir fark vardır. Kokpit camları bu basınç farkına dayanacak şekilde tasarlanır.

Peki uçuş sırasında kokpit camı kırılırsa?

İşte en çok merak edilen soru bu.

Öncelikle “cam kırıldı ve bütün kokpit bir anda parçalandı” şeklindeki senaryo, filmlerde gördüğümüz kadar basit değildir.

Kokpit camları, bir darbe sonucunda hasar görseler bile parçaların içeriye dağılmasını ve basınç kaybının kontrolsüz şekilde gerçekleşmesini önleyecek şekilde tasarlanır.

Ancak camda ciddi bir hasar oluşması elbette çok önemli bir acil durumdur. Pilotlar öncelikle uçağın kontrolünü ve kabin basıncını güvence altına alır. Gerekiyorsa oksijen maskeleri kullanılır, uçak daha düşük bir irtifaya indirilir ve en uygun meydana yönelir.

Bunun gerçek hayatta örnekleri var mı?

Evet.

1990 yılında British Airways’in 5390 sefer sayılı uçuşunda kokpit ön camlarından biri, yanlış monte edilen bağlantı cıvataları nedeniyle uçuş sırasında yerinden çıktı. Olay sırasında kaptan pilot kokpitten dışarı doğru kısmen çekildi. Mürettebatın olağanüstü müdahalesi sayesinde uçak Southampton’a güvenli şekilde indirildi.

Bu olay, kokpit camlarının ve bağlantı sistemlerinin ne kadar kritik olduğunu havacılık dünyasına bir kez daha gösterdi.

Bir başka örnek ise kuş çarpmalarıdır. Özellikle kalkış ve iniş sırasında büyük kuşlarla çarpışma meydana gelebilir. Kokpit camları bu tür darbeleri dikkate alacak şekilde test edilir. Cam hasar görebilir, çatlayabilir veya dış katmanda kırılma meydana gelebilir; ancak tasarımın amacı pilotların görüşünü ve uçağın basınç bütünlüğünü mümkün olduğunca korumaktır.

Ya yıldırım çarparsa?

Uçakların yıldırım çarpmasına maruz kalması sanıldığından daha olağan bir durumdur. Modern uçaklar yıldırım çarpmalarına karşı tasarlanır ve uçuş sırasında yıldırım çarpması genellikle uçağın kontrolünü kaybetmesine neden olmaz.

Kokpit camları da bu sistemin bir parçasıdır. Camlarda elektriksel iletkenliği sağlayan özel katmanlar bulunabilir. Böylece yıldırımın oluşturduğu elektriksel etkinin kontrollü biçimde uçağın dış yüzeyinden aktarılması sağlanır.

Peki pilot camı çatladığında ne yapar?

Pilotların eğitiminde bu tür olağan dışı durumlar da yer alır. Camda çatlak veya ciddi hasar görülmesi halinde pilotlar durumu değerlendirir, kontrol listelerini uygular ve uçuş güvenliğini koruyacak şekilde karar verir.

Burada önemli olan nokta şudur:

Bir kokpit camının hasar görmesi, otomatik olarak uçağın düşeceği anlamına gelmez.

Uçaklar, tek bir parçanın arızalanması halinde bile emniyetli şekilde uçuşun sürdürülebilmesi veya uygun bir meydana dönülebilmesi için çok sayıda yedekli sistemle tasarlanır.

Küçücük bir cam, büyük bir mühendislik

Her uçuşta önümüzde duran kokpit camları aslında havacılık mühendisliğinin en güzel örneklerinden biridir.

Pilotun dışarıyı görebilmesi, kabin basıncının korunması, aşırı soğuk, ısı değişimleri, buzlanma, kuş çarpması ve yıldırım gibi çok farklı risklere karşı dayanıklılık göstermesi gerekir.

Biz yolcular için sadece “pencereden dışarı baktığımız” o cam, pilot için ise uçuşun en önemli görüş ve güvenlik araçlarından biridir.

Bir dahaki uçuşunuzda kokpit camlarını düşündüğünüzde, artık ona sadece bir pencere olarak bakmayın.

Çünkü o camın arkasında, binlerce metre yükseklikte hayatımızı koruyan ciddi bir mühendislik var.