İlk hava ikmal görevi 7 Ağustos 1990’da Charleston Hava Üssü’nden kalkan bir C-141 Starlifter ile başladı. Uçak, Suudi Arabistan’daki yoğun hava trafiğini yönetecek hava ikmal kontrol personelini taşıyordu. Bir gün içinde 37 C-141, 10 C-5 Galaxy ve 10 C-130 göreviyle gerekli kontrol ekipleri bölgeye yerleştirildi.
Aynı gün ABD Hava Kuvvetlerine ait iki F-15 Eagle filosu da Suudi Arabistan’a ulaştı. Böylece yalnızca asker ve malzeme taşınmıyor, Irak’ın Kuveyt’ten güneye doğru ilerlemesi ihtimaline karşı bölgeye doğrudan hava savunma gücü de aktarılıyordu.
Gökyüzünde Dev Bir Lojistik Zinciri Kuruldu
Desert Shield’ın büyüklüğü kısa sürede alışılmış askeri nakliye operasyonlarının çok ötesine geçti.
Operasyonun ilk 127 gününde 220 binden fazla asker ve 244 bin tondan fazla ekipman ve malzeme, 7 binden fazla hava ikmal göreviyle Güneybatı Asya’ya taşındı. ABD Hava Kuvvetleri dönemin operasyonunu “kısa sürede gerçekleştirilen en büyük sürekli hava ikmal hareketlerinden biri” olarak tanımladı.
Sekiz aylık Desert Shield ve Desert Storm sürecinde ise yaklaşık 472 bin 800 personel ve 465 bin ton yük Körfez bölgesine ulaştırıldı.
Operasyonun ana yükünü C-141 Starlifter ve dev C-5 Galaxy nakliye uçakları taşıdı. C-141 tek başına 8 bin 536 stratejik hava ikmal görevi gerçekleştirirken C-5 filosu 3 bin 770 görev yaptı. İki uçak tipi birlikte savaş kapsamında hava yoluyla taşınan yükün yaklaşık üçte ikisini taşıdı.

Yalnızca Nakliye Uçakları Değil, Tankerler de Kritik Rol Oynadı
Binlerce kilometrelik sevkiyatın sürdürülebilmesi için havada yakıt ikmal uçakları da operasyonun temel unsurlarından biri oldu.
Desert Shield boyunca tanker uçakları 4 bin 967 sorti gerçekleştirdi ve 14 bin 588 uçağa toplam 28,2 milyon galondan fazla yakıt aktardı. Böylece savaş uçakları ve diğer hava araçları uzun mesafeleri daha az ara inişle kat edebildi.
Bu lojistik altyapı, birkaç ay sonra başlayacak Desert Storm hava harekatının da temelini oluşturdu.
Bir Orduyu Başka Kıtaya Taşımak

Dönemin Military Airlift Command Komutanı General Hansford T. Johnson, operasyonun boyutunu anlatırken yapılan işi orta büyüklükte bir Amerikan kentini bütün araçları, yiyecekleri, stokları ve ihtiyaçlarıyla birlikte başka bir kıtaya taşımaya benzetti.
Bu benzetme Desert Shield’ın neden yalnızca bir askeri konuşlanma olarak görülmediğini açıklıyor.
ABD, haftalar içinde savaş uçaklarını, helikopterleri, zırhlı araçları, mühimmatı, personeli ve devasa miktarda lojistik malzemeyi binlerce kilometre uzağa taşıyarak Suudi Arabistan’da yeni bir savaş gücü oluşturdu.
Operation Desert Shield bu nedenle modern savaşlarda hava gücünün yalnızca hedefleri vurmak için değil, bir ordunun tamamını çok kısa sürede dünyanın başka bir bölgesine taşıyabilmek için de belirleyici olduğunu gösteren en önemli operasyonlardan biri olarak kabul ediliyor.

