Turizm sektörü bugün çok net bir psikolojinin içinde: Bekliyor… ama vazgeçmiyor.
Son yıllarda insanlar önce pandemiyi yaşadı, ardından bitmek bilmeyen krizler ve şimdi de savaş haberleri. Açık konuşalım: İnsanlar artık olumsuz haberlerden yoruldu, hatta bıktı. Bu yorgunluk, bu yılın en önemli gerçeğini ortaya koyuyor: Herkes tatilini yapmak istiyor. Hatta daha da ileri gideyim; insanlar bu yıl tatilini ertelemek değil, garanti altına almak istiyor.
Ama tek bir şey eksik: Güven verecek bir sinyal.
Bugün Avrupa’da, özellikle Almanca konuşulan pazarlarda yüzbinlerce aile ekran başında, haber akışını izliyor. Kararlarını vermek için tek bir cümleyi bekliyorlar: “Savaş bitiyor” ya da “ateşkes sağlandı.” İşte o cümle geldiği anda turizm sektörü adeta patlayacak.
Çünkü bekleyen rezervasyon hacmi son derece yüksek.
Bugün sahadan gelen veriler çok açık. Türkiye’ye yönelik büyük bir iptal dalgası yok. Evet, iptaller var; ama seyahat acentesi başına ortalama 0 ile 20.000 Euro arasında. Ve bunların önemli bir kısmı opsiyonlu rezervasyonlar. Yani şartlar düzeldiği anda yeniden aktive edilecek satışlar.
Asıl kaybı kim yaşıyor? Online platformlar. Çünkü insanlar bir tıkla satın aldıkları tatili, yine bir tıkla iptal edebiliyor. “Nasıl olsa tekrar alırım” rahatlığı en çok burada görülüyor.
Ama işin ilginç tarafı şu: Fiziki seyahat acenteleri yeniden değer kazandı. İnsanlar artık danışmak istiyor. “İptal edelim mi, etmeyelim mi?” diye soruyor. Bu soru bile aslında kararın henüz verilmediğini, tatilin hâlâ masada olduğunu gösteriyor.
Üstelik Almanya pazarında “Flex” satış modeli var. Müşteriler üç hafta öncesine kadar ücretsiz iptal hakkına sahip. Bu ne demek? Panik yok. Karar erteleniyor ama tatil planı iptal edilmiyor.
Bir de işin en güçlü tarafı var: Türkiye’nin aile turizmindeki üstünlüğü. Çocuklu aileler için Türkiye’deki otel konseptlerinin alternatifi neredeyse yok. Bu gerçek, talebi ayakta tutan en önemli faktörlerden biri.
Ve şimdi işin en kritik kısmına gelelim…
Bu tablo böyle sonsuza kadar devam edemez.
Nisan ayı bu işin kader ayı olacak. Bu ay içinde dengeler netleşmek zorunda. Çünkü savaşın uzaması sadece turizmi değil, petrol fiyatları üzerinden tüm dünyada ekonomiyi vurur. Enerji maliyetleri, üretim, lojistik… Zincirin tamamı etkilenir. Turizm bu zincirin sadece bir halkası.
Bu nedenle artık sadece turizm sektörü değil, küresel ekonomi de bir çözüm bekliyor.
Ben açıkça söylüyorum: Bu savaşın yakın zamanda sona erdirileceğine inanıyorum. Çünkü bunun başka bir sürdürülebilir yolu yok.
Türkiye bu yılı kaybetmez.
Savaşın bittiğine dair bir haber…
İşte o an, sadece Avrupa’dan değil, dünyanın birçok noktasından Türkiye’ye çok yoğun bir rezervasyon akışı başlayacak. Bunu sahadan görüyorum, piyasalardan biliyorum.
Turizm şu an durmuş değil.
Turizm nefesini tutmuş bekliyor.
Ve ilk iyi haberle birlikte koşmaya başlayacak.
