Aviationext olarak kokpit ve kabin ekiplerinde en çok rastlanan ve korkulan hastalıkları inceledik. İşte detaylar…
Tinnitus
Kulak çınlaması olarak bilinir. Tüm uçucu ekiplerin korkulu rüyasıdır. İş, sosyal ve özel hayatı zorladığı gibi ekiplerin huzurunu da kaçırabilir. Özellikle uykudan uyandıran kulak çınlaması, tümör veya başka hastalıkların göstergesi olabilir. Tinnutus, dışarıdan gelen sesli bir uyarı olmaksızın hastanın ses algılaması olarak adlandırılır. Tinnutus hastalığına yakalanan uçak mürettebatının tedaviyle iyileşme durumu oldukça azdır. Hastalar bu sesle yaşamaya alışır ve devam ederler. Ekipler bu hastalığa yakalandığında sağlıklı bir şekilde uçuş yapmaları imkansızdır. Erkenden emekli olma durumunda kalabilirler. Ayrıca ‘Tinnutus’ bir çok yan etkiye de sahiptir. Baş ağrısı, bulantı, kusma, baş dönmesi, işitme azlığı, denge bozukluğu bunlardan en önemlileridir. Bu durumda sağlıklı bir uçuş yapılması öngörülemez bir hal alır. Pilotlar ve kabin ekiplerinin en çok korktuğu hastalık tinnutus olarak bilinir.
Vertigo
Halk arasında baş dönmesi olarak bilinir. Vertigo bir rotasyon hareketidir. Bu durum, eşyaların hastanın etrafında dönüyor hissi vermesi olarak da tarif edilebilir. Bu hareket halüsinasyonudur ve olmayan bir hareketin algılanmasıdır. Vertigo başlı başına bir hastalık değildir fakat bazı hastalıkların habercisi konumundadır. Uçak mürettebatı vertigo hastalığından çok korkar. Bu hastalıkta tinnutus gibi kulaktan kaynaklanan bir hastalıktır. Tinnutus gibi yan etkileri vardır ve neredeyse aynıdır. Yoğun uçuş temposu, düzensiz beslenme, sağlıksız yaşama ve doktor kontrollerini aksatmada ekiplerin karşısına çıkabilir.
Bel-Boyun fıtığı
Özellikle ticari havayollarında pilotların uzun süre oturması, kabin ekiplerinin ise uzun süre ayakta kalmasıyla yaşanan ekip hastalıklarıdır. Bel- boyun fıtığı hastalıkları tedavi yöntemi olduğu için operasyon yapılarak düzeltilebildiği için uçak mürettebatı bu hastalığı zaman kaybı olarak görür. Pilotlarda sadece uzun süre oturmadan kaynaklansa da host ve hosteslerde daha çok görülür. Uzun süre ayakta kalmalarının yanı sıra yolcuların bagajlarını yardım amaçlı kaldırmadan kaynaklanan fıtık tiplerine maruz kalırlar.
Kalıcı yorgunluk
Özellikle en yoğun sezonlarda limitleri aşan ve dinlenme periyodu olmayan uçuş görevlilerinde kronik yorgunluk veya tükenmişlik sendromu hastalığı belirir. Bu şekilde uçuşa devam eden ekipler kanlarında alkol varmış gibi bir vücut yorgunluğu yaşarlar. Yorgunluğa uykusuzlukta eklenirse bu hastalık daha da ciddileşir ve uzun süre dinlenmeden geçmeyen bir kronikleşmeye dönüşebilir. Kabin ekiplerinde dikkatsizlik, unutkanlık ve tahammülsüzlük pilotlarda ise yanlış karar alma, riske girme ve öncelikleri yanlış belirleme gibi uçuşu sıkıntıya sokacak durumlarla karşılaşılabilir.
Kozmik radyasyon
Kozmik radyasyon daha çok pilotlar için geçerlidir. Kıtalararası ve yüksek irtifa uçuşlarında, güneşteki patlamalar sırasında daha yoğunlaşan kozmik radyasyon maruziyeti; beyin, testis, mesane, meme, kolon, melanoma ve hodgkin gibi kanserlere neden olabilir. Uçuş aletlerinden yayılan elektromanyetik dalgalar, jet yakıtı buharı, UV(ultraviole) ışınları ve ozon da kanserojendir. Kabin ekipleri yani host ve hostesler ise bu duruma fazla maruz kalmaz çünkü uçuş esnasında yukarıda saymış olduğum nedenlerle fazla rastlamazlar. Kabin ekipleri ise UV ışınlarını cam kenarında oturan bir yolcudan daha az alırlar.
Hipoksi
Vücut dokularında veya tüm vücuttaki oksijen oranının azalması durumudur. Bu durum diğer hastalıklara göre korkulan en ciddi durumdur ve ölümle sonuçlanabilir. 10 bin feet irtifanın üzerine çıkan her uçağın kabini hem yapısal deformeye uğramasın diye hem de uçaktaki yolcuların zarar görmemesi için basınçlandırma yapılır. Klima sistemiyle kabin içine basınçlı hava sağlanır. Bu işlem her irtifa sistemine göre değişkenlik gösterir. Hipoksi sonucu ölümle sonuçlanabilecek tehlikeli bir durumdur.
