Hatice Nur Gündoğdu havacılık sektöründe ilk röportajını Genel Yayın Yönetmenimiz Emre Nar’a vermişti. Aradan geçen uzun yılların ardından yine aynı ikili geçen hafta TEKNOFEST 2025’te bir araya geldi ve yeni projeleriyle ilgili detaylı bir çalışma yaptı. Şimdilik yeni projeleri ön plana çıkarmak istemediler. Çünkü Hatice Nur Gündoğdu’nun kadın havacılar serisindeki röportajı ilk plandaydı.
İşte o röportaj:
Sizi tanıyabilir miyiz?
1985 yılında Çanakkale’de doğdum. Üç kardeşin ortancası olarak dünyaya geldi. Annem emekli el sanatları öğretmeni, rahmetli babam maden mühendisi. Okul hayatıma Çanakkale, Balıkesir sonrasında İstanbul’da devam ettim.
Havacılık sektörüyle ne zaman tanıştınız?
Üniversitede psikoloji eğitimi alırken, sektöre part time olarak işe başladığım Çelebi Hava Servisi’nde attım. Orada iç hatlar trafik memuruydum. Burada çok keyif alarak çalıştım, güzel arkadaşlıklar edindim. Havacılıkla tanışmam bu şekilde oldu. İlk liderliği burada yaşadım çünkü ekip lideri olarak çalışıyordum.
Uçakla ne zaman tanıştınız?
Eğitimim bittikten sonra çok önemli geri bildirimler aldım. Bir yolcu kaybolduğunda, boarding’te bulunamadığımda onu buluyordum. Bagaj kaybolduğunda veya karıştığında onları bulup, operasyonu hızlı bir şekilde yönetmekle ilgili farklı çözümler sunuyordum. Bu süreçte tek başına seyahat eden bir çocuk yolcuya eşlik etmem istendi. O çocuğu uçağa götürürken ilk kez uçağı gördüm. O güne kadar hiç uçakla seyahat etmemiştim. Daha sonra kabin memuru olmaya karar verdim. Çünkü pilotaja giden yol benim için bu şekilde olacaktı. Kendime bir kariyer planı yapmıştım.
İlk uçuşunuz ne zaman oldu?
Kabin memurluğunda çok güzel şeyler öğrendim. Yükseklik korkum vardı. Ama onun uçuş korkusuyla bir ilgisi olmadığını fark ettim. Sonra bu korkuyu kendi kendime çözdüm. Aldığım eğitimden dolayı bu tarz yolculara da destek olmaya başladım. Çünkü yolcuların uçuş korkusu konumunda deneyimliydim. Hiçbir kabin memuru göreve başladığında ilk kez uçakla seyahat etmemiştir. İlk uçuşumda kabin memuru olarak görevliydim. 2006 yılıydı ve şimdi uçuşlarını sonlandıran Onur Air’da çalışıyordum. Birçok havayolunda kabinde ve eğitmen olarak çalıştım. Sonrasında 19 Mayıs Üniversitesi’nde Türkiye’nin ilk istihdam garantili kabin memuru projesini yürüttüm. Işık Üniversitesi’nde kabin memurluğu projesini devam ettirdim. Sektöre bazen ara verdim ama aklım ve gönlüm hep gökyüzündeydi. Ayağımın yere bastığı işi çok fazla yapamayacağımı fark ettim.
“Özel jet uçuşlarında da kabin memurluğu yaptım”
Pilotaj eğitimimi Atatürk Havalimanı merkezli özel jet şirketi Bon Air’da kabin memuru olarak çalışırken hedefledim. Kokpit kapısı açık olduğu için, özel jetlerde genelde 3 kişilik ekip oluyor, bildiğiniz gibi. Bu yüzden kokpite daha yakındım. Oradaki pilot arkadaşlarım bana destek oldular. “Evet, yapabilirsin” dediler ve bu benim için çok kıymetliydi. Kadınların bu şekilde desteklenmesi çok önemli. Etrafımdaki herkes “Yok, sen yapamazsın. Çok zor” diyorlardı. Birilerinin sizin yapabileceğinizi söylemesi çok kıymetli bir destek.
Pilot lisansını ne zaman aldınız?
Bu arada bir Hususi Pilot Lisans (PPL) dönemim başladı. Bu eğitimi alırken kabin memurluğuna devam ediyordum. Böyle olunca pilotluk eğitimi biraz uzadı. O dönem Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nde kontrol pilotu bekleme dönemi oldu. Bir dönem kontrol pilotu sıkıntısı olmuştu. PPL lisansımı 2011 yılında alabildim. Daha sonra Airline Transport Pilot License (ATPL) sürecine devam edecekken maalesef uçuş okulu kapandı. Bileğim soğumasın, kabiliyetlerimi kaybetmemek için bir hava aracı arayışındaydım. O sırada gyrocopter’le tanıştım.
Ne zaman Gyrocopter pilotu oldunuz?
Gyrocopter 2011-2013 yılı arasında hayatıma giren en güzel şeydi. Kendimi bulduğum tek hava aracıydı. Benim karakterime uygun hava aracının Gyrocopter olduğunu söyleyebilirim. Onunla tanışmam benim sportif havacılıkla da tanışmama vesile oldu. Uzun yıllar havacılığın içinde olmama rağmen amatör sportif havacılığı bilmiyordum. Ve daha Sonra Türk Hava Kurumu (THK) ile tanıştım.
PPL’den dönüştürme lisansım sayesinde UPL (Ultralight Pilot Lisansı) lisansımı da aldım. Aynı şekilde dönüştürmeyle Gyrocopter lisansımı da aldım. Bu yetenekleri de kendime kazandırdım. Bu arada yamaç paraşütü de yapıyordum. Daha sonra havadan fotoğraf çekmeye başladım. Kaptanlarımız güzel manzara yakalayınca beni çağırıyorlardı. Gökyüzünden güzel manzaraları fotoğraflıyordum. Çünkü bunları sosyal sorumluluk çatısı altında sergi yaptığımı biliyorlardı. O yüzden çok destek aldım bu alanda. Gyrocopter de buna ayrıca bir avantaj oldu. Gyrocopter’le Alaçatı semalarında uçuyordum. Hava aracının üstü açık olduğu çok güzel fotoğraf kareleri çekme şansım oldu.
“Türkiye’nin ilk kadın Gyrocopter pilotuyum”
Türkiye’nin ilk kadın Gyrocopter pilotu olduktan sonra Gyrocopter’i, kadınların havacılıktaki önemini ve amatör havacılığı televizyon ve gazete gibi çeşitli mecralarda tanıttım. Yurt içi ve yurt dışındaki katıldığım sempozyumlarda da tanıtıma devam ettim. Daha sonra hava fotoğrafçılığının bir meslek kolu olduğunu ve Ultralight hava aracıyla da yapılabileceğini keşfettim. Yaklaşık 5 yıl hava fotoğrafçılığı yapmaya başladım. Birçok kamu ve özel kuruluşlara havadan fotoğraf çekerek destek verdim. Ülkemizin güzellikleri gökyüzünden keşfederken line’ların üzerinde gidip havadan haritalama yapmaya başladım. Ben buna hava cambazlığı diyorum. Havada adeta bir ipin üzerinde gider gibi sağa-sola tolerans aralığınız çok düşük, dümdüz uçmanız gerekiyor ve sağlam bir bilek istiyor. Zamanla bu yeteneği kazanıyorsunuz. Bende bu konuda en iyilerden bir tanesi oldum. Bir kadın olarak Türkiye’de bu işi yapan tek kişi oldum. Bir kadın olarak 120 litrelik bidonlardaki yakıtları taşıyıp, havaalanlarından içeri sokmak, yakıt ikmallerini yapmak çok zor. Öte yandan güneşin altında yada zorlu hava koşullarında uçağı hazırlayıp aynı şekilde günde 5-6 saat bu uçuşları yapmak da çok zor. Küçük hava araçlarında kokpitler çok konforlu değil. Uçağı hazırlayıp, fotoğrafları ham bir şekilde harita şirketlerine iletmek günlük 15 saatinizi alıyor ve ağır işler.
Amatör ve sportif havacılığa ne gibi destekler sağlıyorsunuz?
Bunları yaparken birçok amatör ve sportif havacılık derneklerinin yönetimlerinde yer aldım. Türk Hava Kurumu’nun 2023-2025 yılları arasında Bursa Şube Başkanlığını yürüttüm. Bursa’da ilk simülatörü şubemize kazandırdık. Bursa’da yine model uçak, kabin memurluğu, hava fotoğrafçılığı gibi alanlara öncü olduk. Bursa’da önemli işler yaptığım için kayyum heyeti Türk Hava Kurumu Gökçen Havacılık İktisadi İşletmesi Genel Müdür Yardımcılığı görevini verdi. Türk Hava Kurumu’nun yeri bende çok önemlidir. Çocukluğumdan beri bu durum böyledir. O zamanki harçlıklarımızı filtre, zekat zarflarına koyuyorduk. Şimdi bambaşka bir şekilde destek oluyorum. Bu yüzden çok guru verici. Atatürk’ün kurduğu bu muazzam kurumun devamlılığını ve sürekliliğini sağlamak, daha da ileriye taşımak için ben de bu kurumun bir parçası olarak görüyorum kendimi.
Gençlerimize amatör ve sportif havacılığı tanıtıp yeni bir kültür oluşturmak istiyorum. Havacılık kültürünü daha fazla alana yaymak istiyorum. Bu hayattaki en önemli şeyin önce çocuklara sonra da gençlere dokunmak olduğunu düşünüyorum ve onlarla yeni projeler tasarlıyorum. Bu alanda da yeni ilkler yaratacağımıza çok eminim.
İlham aldığınız kadın havacı kim?
İlham aldığım kadın hava Sabiha Gökçen. Sabiha Gökçen’le ilgili çok fazla araştırma yaptım. Çocukken de ilk ilham kaynağım Sabiha Gökçen’di. Türk Hava Kurumu’nun 100’ncü yılında Sabiha Gökçen Ödülü aldım. Geçirdiğim trafik kazasından sonra bana moral kaynağı oldu. Bir süre uçamayacağımı düşünmüştüm. Oben hocamızı kaybettikten sonra çok etkilendim. Bu ödülden sonra kendimi havacılığa daha fazla adapte etmeye başladım. Sabiha Gökçen’in Atatürk’ün de desteğiyle yapmış olduğu Balkan turunu gelecek sene haziran ayında, onun yaptığı tarihlerde, onun yaptığı benzeri uçakla, aynı rotalarda, aynı ülkelerden geçerek, Sabiha Gökçen’i anacağım. Onun o dönem giydiği retro kıyafetlerle bunu gerçekleştirmeyi planlıyorum. Dönüşte de Sabiha Gökçen Havalimanı’na inerek bu seyahati sonlandırmak istiyorum.




