1944 yılının bahar aylarında İstanbul semalarında alışılmadık bir uçak süzülüyordu. Çift motorlu bu yolcu uçağı, tamamen Türk mühendisleri tarafından tasarlanmış, Türk işçileri tarafından üretilmişti. O yıllarda dünyanın kendi yolcu uçağını geliştirebilen ülke sayısı oldukça sınırlıydı ve Türkiye de bu ülkeler arasına girmeyi başarmıştı.
Bugün ise o uçaklardan geriye yalnızca birkaç fotoğraf, teknik çizimler ve yarım kalmış büyük bir hayal kaldı. Peki Nuri Demirağ’ın ürettiği uçaklara ne oldu?
Gökyüzüne Uzanan Bir Hayal
1886 yılında Sivas’ın Divriği ilçesinde doğan Nuri Demirağ, Cumhuriyet’in ilk yıllarının en önemli sanayicilerinden biriydi. Demiryolu projelerine yaptığı katkılar nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendisine “Demirağ” soyadı verildi. Ancak onun hedefi yalnızca demiryolları değildi.
1930’lu yıllarda Türk Hava Kurumu, yurt dışından uçak alınabilmesi için bağış kampanyaları düzenliyordu. Nuri Demirağ ise bu çağrıya farklı bir cevap verdi.
“Bir millet tayyaresiz yaşayamaz. Mademki bir millet tayyare yapamıyor, o millet yaşayamaz. Benden bağış istemeyin; ben size fabrikanın kendisini yapayım.”
Bu düşünceyle 1936 yılında Beşiktaş’ta Türkiye’nin ilk özel uçak fabrikasını kurdu. Yeşilköy’de ise bir uçuş sahası, bakım tesisleri ve pilot yetiştirmek amacıyla bir okul inşa etti. Demirağ’ın hedefi yalnızca birkaç uçak üretmek değildi. Tasarımından üretimine, bakımından pilot eğitimine kadar kendi kendine yetebilen milli bir havacılık ekosistemi kurmak istiyordu.
Bu vizyon doğrultusunda ilk olarak Nu.D-36 eğitim uçağı geliştirildi. Ardından ise Türkiye’nin ilk yerli yolcu uçağı olarak kabul edilen Nu.D-38 üretildi.

Nu.D-38: Türkiye’nin İlk Yerli Yolcu Uçağı
Nu.D-38, dönemi için oldukça iddialı bir projeydi. Çift motorlu, tamamen metal gövdeli olarak tasarlanan uçak yaklaşık altı yolcu taşıyabiliyor, aynı zamanda kargo ve ambulans uçağı olarak da kullanılabiliyordu. Yaklaşık 325 kilometre seyir hızına ulaşabilen uçak, dönemin sivil havacılık ihtiyaçlarını karşılayabilecek teknik özelliklere sahipti.
Uçak başarıyla test edildi. İstanbul-Ankara başta olmak üzere çeşitli deneme uçuşları gerçekleştirildi. Uluslararası havacılık kuruluşlarının belirlediği teknik kriterleri karşılayan Nu.D-38, yurt dışına ihraç edilebilecek nitelikte görülüyordu. Türkiye, kendi yolcu uçağını tasarlayıp üretebilen sayılı ülkeler arasına girmişti.
Ancak bu başarı uzun sürmedi. Türk Hava Kurumu için üretilen eğitim uçaklarının testlerinden biri sırasında, projenin başmühendisi Selahattin Reşit Alan’ın kullandığı Nu.D-36 kaza yaptı ve Alan hayatını kaybetti. Kazanın ardından Türk Hava Kurumu siparişlerini iptal etti. Nuri Demirağ bu karara itiraz ederek hukuki mücadele başlattı ancak davalar beklediği sonucu vermedi.
Siparişlerin iptal edilmesi fabrikanın ekonomik dengesini de bozdu. Üretilen uçaklar için yeni alıcı bulunamayınca üretim giderek yavaşladı.
Nu.D.40: Bir Avcı Uçağı Hayali
Nuri Demirağ’ın hedefi yalnızca yolcu uçağı üretmek değildi. 1938 yılında gazeteci Abidin Daver’e verdiği röportajda tamamen yerli bir savaş uçağı geliştirdiklerini açıklıyordu.
“Avrupa ve Amerika’dan lisans alıp tayyare yapmak istemiyorum. Çünkü bu kopyacılıktan ibaret bir iştir. Ben yeni ve milli bir Türk tayyareciliği yaratmak istiyorum.”
Bu sözler, onun havacılığa bakışını açıkça ortaya koyuyordu.
Bu proje daha sonra Nu.D.40 adıyla anıldı. Uzun yıllar boyunca Nu.D.40 hakkında neredeyse hiçbir bilgiye ulaşılamadı. Bu nedenle birçok kişi projenin yalnızca birkaç taslak çizimden ibaret olduğunu düşündü. Ancak son yıllarda Almanya’daki arşivlerde yapılan araştırmalar farklı bir tablo ortaya koydu.

Araştırmacı Dr. Emir Öngüner’in ulaştığı belgeler, Nu.D.40’ın sanıldığından çok daha ileri bir aşamaya ulaştığını gösteriyor. Uçağın ayrıntılı teknik çizimleri hazırlanmış, aerodinamik hesaplamaları yapılmış ve Almanya’daki Alman Havacılık Araştırma Enstitüsü’nde (DVL) ölçekli modeli üzerinde rüzgar tüneli testleri gerçekleştirilmişti.
Ortaya çıkan çizimler, Nu.D.40’ın döneminin modern savaş uçaklarıyla benzer mühendislik anlayışına sahip olduğunu gösteriyor. Geri çekilebilir iniş takımları, tamamen metal gövde yapısı ve yüksek performans hedefiyle tasarlanan uçak, Türk havacılık tarihinde bugüne kadar geliştirilmeye çalışılan en iddialı projelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Ancak savaş yıllarının ekonomik koşulları, fabrikanın yaşadığı mali sorunlar ve üretimin durma noktasına gelmesi nedeniyle Nu.D.40 hiçbir zaman prototip aşamasını tamamlayamadı. Böylece Türk havacılık tarihinin en büyük projelerinden biri kağıt üzerinde kaldı.

Peki Uçaklara Ne Oldu?
Siparişlerin iptal edilmesi ve davaların olumsuz sonuçlanmasının ardından Nuri Demirağ’ın uçak fabrikası faaliyetlerini durdurdu. Nu.D-36 ve Nu.D-38 gibi üretilen uçaklar uzun yıllar hangarlarda bekletildi. Kullanılmayan uçaklar zaman içerisinde bakımsız kaldı ve büyük bölümü hurdaya ayrıldı. Bugün ne yazık ki Demirağ’ın ürettiği uçaklardan eksiksiz şekilde korunabilmiş bir örnek bulunmuyor.
Ancak bu hikayenin bir parçası, 90 yıl sonra yeniden gökyüzüne çıktı. Eskişehir’in Sivrihisar ilçesindeki M.S.Ö. Hava ve Uzay Müzesi tarafından, Nuri Demirağ ve Selahattin Reşit Alan’ın mirasını yaşatmak amacıyla NuD-36’nın bir replikası üretildi ve ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Kültür Havacılığı Projeleri kapsamında hazırlanan bu uçak, 1936 yılında Yeşilköy’de ilk uçuşunu yapan NuD-36’nın izlerini bugün yeniden gökyüzüne taşıdı.
Fabrikanın bulunduğu Yeşilköy’deki tesisler ise ilerleyen yıllarda Türkiye’nin sivil havacılık altyapısının bir parçası haline geldi.
Nuri Demirağ’ın havacılık girişiminin neden başarısız olduğu ise bugün hala tartışılıyor. Bazı araştırmacılar Selahattin Reşit Alan’ın hayatını kaybettiği kazanın ve sipariş iptallerinin belirleyici olduğunu savunurken, bazıları dönemin ekonomik şartları, devlet politikaları ve sınırlı pazar imkanlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyor. Zaman zaman yabancı ülkelerin baskılarıyla ilgili çeşitli iddialar da gündeme geliyor. Ancak bu görüşleri kesin olarak doğrulayan tarihsel kanıtlar bulunmuyor.
Buna rağmen üzerinde uzlaşılan önemli bir gerçek var. Nuri Demirağ yalnızca uçak üretmeye çalışan bir sanayici değildi. Yolcu uçağı geliştiren, savaş uçağı tasarlayan, pilot yetiştiren ve bağımsız bir havacılık sanayisi kurmayı hedefleyen ilk Türk girişimcilerden biriydi.
Bugün geriye ne Nu.D-38 kaldı ne de Nu.D.40’ın prototipi. Ancak aradan geçen onlarca yıla rağmen Nuri Demirağ’ın hikayesi hala anlatılıyor. Çünkü bazen tarihte asıl iz bırakan şey, başarıya ulaşan projeler değil; gerçekleşmesi halinde bir ülkenin geleceğini değiştirebilecek kadar büyük hayaller oluyor.
Bu konu hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler için Dr. Emir Öngüner’in TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları’ndan çıkan ‘Bir Avcı Tayyaresi Yapmaya Karar Verdim: Nuri Demirağ’ın Almanya’da Kaybolan Uçağı Nu.D.40 ‘adlı kitabı, dönemin arşiv belgeleri ve teknik çizimlerine dayanan en kapsamlı kaynaklardan biri. İlgisi olanların okumasını tavsiye ederim.
