1 Aralık 1999’da havacılık kariyerim ve sevdam başladı. O zaman TAV, İstanbul Havalimanı Dış Hatlar Terminal Binası’nın yap-işlet-devret ihalesini kazanmıştı. Turkiye’de Antalya’dan sonra havacılıkla ilgili yapilan ikinci ihaleydi. Nöbetçi Terminal Memuru olarak işe alınmıştım. Görüşmeler esnasında önce Danışma Memuru, sonra Bagaj Sistemleri Memuru olarak değerlendirilmiş, en son anda ise Nöbetçi Terminal Memuru olduğum söylenmişti. Açıkçası işe alındığım gün ne yapacağım hakkında doğru düzgün bir fikrim yoktu.
Aslında terminal memurluğunun tanımı kolaydı; herkesin gözü ve kulağıydınız. Tüm terminali (250 bin metrekare) gezerek aksaklıkları ve arızaları bildiriyor, yolcu akışını takip ederek tıkanıklık olduğunda ilgili kurumlara bilgi verip aksiyon almalarını sağlıyor, temizlik hizmetlerini ve ticari paydaşların alanlarını anlaşmalara uygun kullanıp kullanmadıklarını kontrol ediyor, operasyonel krizler anında departmanlar arası koordinasyonu sağlıyorduk.
Bu sadece havalimanının terminal operasyonuydu. Aslında bir havalimanı; terminal operasyonlarına ek olarak yer hizmetleri, kargo antrepo, hava sahası operasyonları, havacılık güvenliği, catering, jet yakıtı operasyonları ve hava trafik kontrolü gibi birçok operasyondan oluşur. O zamanlar sadece dış hatlar terminalini işlettiğimiz için sorumluluk alanımız terminal ile sınırlıydı.
2005 sonbaharında Gürcistan’ın Tiflis Havalimanı’na atandığım zaman, bir anda sorumluluk alanıma terminal operasyonlarının dışında yer hizmetleri, hava sahası operasyonları, ticari alan anlaşmaları ve havayolları ile yapılan standart yer hizmetleri anlaşmaları da eklendi. Bunun yanında bütçe, işçi sağlığı ve güvenliği ile çevre konularındaki çalışmalara katılarak aktif rol aldım.
Yolcu ve uçuş sayılarını karşılaştırdığınızda Tiflis Havalimanı, İstanbul Atatürk Havalimanı’nın yanında oldukça küçük kalıyordu. Ancak biz, bir havalimanı işletmesini tüm yönleriyle öğreniyorduk.
2008 yılında Makedonya’daki Üsküp ve Ohrid havalimanlarına Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak atandım. İlk toplantıya girerken bir an “Acaba başarabilecek miyim?” endişesi yaşadım. Ancak toplantı başladığı anda tüm endişem kayboldu; çünkü Tiflis’te ciddi bilgi ve tecrübe edinmiştim. Bunun verdiği güvenle bu görevi de başarıyla tamamladım.
Üsküp ve Ohrid havalimanlarında çalışırken, İstanbul ve Tiflis’te edindiğim tecrübeye ek olarak havacılık güvenliği, kargo antrepo operasyonları, müşteri ve basın ilişkileri, devlet kurumlarıyla ilişkiler ve kredi veren finansal kuruluşlarla ilişkiler konusunda da ciddi deneyim kazandım.
Genç arkadaşlarla sohbet ederken, insanların hemen atama almak, hızla kariyerlerinde yükselmek istediklerini ancak basamakları teker teker çıkmanın çok daha güvenli ve doğru olduğunu, kişinin yönettiği işi iyi bilmesi gerektiğini anlatıyorum. Aksi halde ciddi sorunlar yaşayabileceklerini ve özellikle kendilerine bağlı çalışan insanların saygısını kaybedebileceklerini ifade ediyorum.
Hız her zaman başarı getirmez. Bazen yavaş ama emin adımlarla yürümek, insanı hedefine en güvenli şekilde ulaştırır.
