Bir havalimanında operasyonların düzgün işlemesi tek bir ekibin işi değildir. ATC, havayolu, ground handling, apron ve terminal tarafı aynı anda, aynı tabloya bakmak zorundadır.
Bu noktada devreye giren yaklaşım A-CDM (Airport Collaborative Decision Making)’dir. A-CDM, çoğu zaman yanlış anlaşıldığı gibi sadece bir yazılım ya da prosedür seti değildir.
Temelinde çok daha basit bir fikir vardır:
Herkesin aynı anda, aynı doğru bilgiyle karar alması. Uçağın tahmini varış saati, stand durumu, turnaround planı, pushback zamanı…
Eğer bu bilgiler farklı taraflar için farklıysa, gecikme neredeyse kaçınılmazdır.
A-CDM’in amacı, bu belirsizliği ortadan kaldırmaktır. Ama A-CDM doğru uygulanmadığında ya da sahada gerçekten benimsenmediğinde, en pahalı sonuç genellikle ilk 10 dakikada ortaya çıkar.
O 10 Dakika Neden Bu Kadar Kritik?
Bir havalimanında 10 dakikalık gecikme kulağa küçük gelebilir. Ancak operasyonel gerçeklikte bu süre, çoğu zaman geri dönüş noktasının aşıldığı andır.
- Uçak standa geç ulaşır.
- Gate henüz hazır değildir.
- Ground handling ekipleri plan dışı bekler.
- Son dakika stand ya da gate değişikliği yapılır.
- Bu noktadan sonra gecikme sadece zamanla ilgili değildir.
- Artık zincirleme bir etki başlamıştır.
10 Dakikalık Gecikmenin Gerçek Sonuçları
İlk bakışta küçük görünen bu gecikme, kısa sürede büyür:
- Slot riski ortaya çıkar.
- Ekiplerin duty time sınırları zorlanır.
- Bir sonraki uçuş etkilenir.
- Bağlantılı yolcular kaçırılır.
- Terminal tarafında yolcu yoğunluğu artar.
Çoğu zaman bu etkiler tek bir uçuşla sınırlı kalmaz. Günün geri kalanını da etkileyen bir tablo oluşur.
Asıl Pahalı Olan Ne?
- Finansal kayıplar ölçülebilir. Ancak asıl pahalı olan şey, genellikle raporlarda yer almaz.
- Havayolunun havalimanına olan güveni azalır.
- Operasyon ekipleri sürekli reaktif çalışmaya başlar.
- “Geç kalıyoruz ama idare ederiz” düşüncesi normalleşir.
Bu noktada sorun artık tek bir gecikme değil, operasyonel kültürdür.
A-CDM Neden Burada Belirleyici?
Doğru uygulanan A-CDM, bu pahalı 10 dakikanın oluşmasını engeller.
Çünkü herkes:
- Aynı zaman tahminleriyle çalışır.
- Aynı öncelikleri bilir.
- Aynı plan üzerinden hareket eder.
Bu da sürprizleri azaltır, son dakika kararlarını minimize eder ve gecikmenin daha başlamadan yönetilmesini sağlar.
Ancak A-CDM yalnızca “var” diye değil, sahada gerçekten yaşatıldığı zaman işe yarar.
Sonuç:
Bir havalimanında zaman paradır. Ama bazı 10 dakikalar vardır ki, onları kaybetmek sadece para değil, itibar ve güven kaybıdır. A-CDM’in gerçek değeri de tam olarak burada ortaya çıkar.
En pahalı 10 dakikanın hiç yaşanmamasını sağladığında.
