1 Nisan çoğu kişi tarafından “şaka günü” olarak bilinir. Hatta halk arasında o gün için “1 Nisan, balık yuttun mu?” ya da “1 Nisan balık yutturma günü” gibi sözler söylenir. İnsanlar birbirine küçük oyunlar yapar, şakalar hazırlanır ve gün eğlenceyle geçirilir. Ancak bazı anlatımlara göre bu tarihin arkasında çok daha farklı ve hüzünlü bir hikâye olduğu söylenmektedir.
Rivayete göre 15. yüzyılın sonlarında, İspanya’daki Endülüs Müslümanlarının son kalesi olan Gırnata uzun süren bir kuşatma altındadır. Kış şartlarının da etkisiyle kale uzun süre direnmeye devam eder. Kuşatmayı yöneten komutan, kaleyi savaşarak ele geçirmenin zor olduğunu anlayınca farklı bir yöntem düşünür.
31 Mart gecesi kalenin önüne gelerek bir elinde Kur’an, diğer elinde İncil ile kalede bulunanlara seslendiği ve “Teslim olursanız bu gece size zarar verilmeyeceğine dair yemin ederim” dediği anlatılır. Yapılan görüşmeler sonucunda, canlarının bağışlanacağı ümidiyle kale teslim edilir. İnsanlar verilen sözün tutulacağına inanarak kapıları açar.
Ancak ertesi sabah, yani 1 Nisan günü, verilen sözün yalnızca o gece için geçerli olduğu söylenerek katliam emri verildiği rivayet edilir. Teslim olan insanlar söz verildiğini hatırlattığında ise komutanın “Benim sözüm dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur” dediği aktarılır. Bu olayın ardından büyük bir trajedi yaşandığı anlatılır.
Bu rivayete göre 1 Nisan’ın bazı çevrelerde “hile günü” olarak anılmasının sebebi bu olaydır. Günümüzde insanların birbirine şaka yaparak “balık yutturma” geleneğinin de, aldatma ve kandırma fikrinin zamanla eğlenceye dönüşmüş bir yansıması olduğu düşünülür. Bu nedenle bazı kişiler 1 Nisan’ın sadece bir şaka günü olmadığını, geçmişte yaşandığına inanılan acı hatıraları da hatırlattığını ifade eder.
Bugün belki herkes bu günü eğlence olarak görüyor olabilir; ancak yine de duyduğumuz her şeye hemen inanmamak, yapılan her şakayı masum kabul etmemek ve dikkatli olmakta fayda var. Aman bugün birinin size hile yapmasına izin vermeyin.
